Doğa bilimcileri, kakımın bembeyaz kürklü, küçük bir hayvan olduğunu anlatırlar; avcılar kakımı avlamak için şöyle bir tuzak kullanırlarmış: Hayvanın genellikle geçtiği, sığındığı yerleri öğrenip çamurla tıkar, sonra sıkıştırıp o yöne doğru kovalarlarmış. Kakım çamura gelince durur, balçığa bulanıp hürriyetinden ve canından çok değer verdiği beyazlığını kirletmemek uğruna, avlanmaya razı olurmuş. Dürüst ve namuslu kadın, kakım gibidir; namus ise, kardan daha beyaz, daha temizdir. Kadının bunu kaybetmesini istemeyen, aksine, korumasını, gözetmesini isteyen kişi, kakım avında kullanılan yöntemden farklı bir yöntem kullanmalıdır; önüne, ısrarlı âşıkların armağanlarının ve vaatlerinin çamuru koyulmamalıdır; çünkü kendi başına bu engelleri aşıp geçecek fazilete ve tabii kuvvete sahip olmayabilir, değildir de. Aksine bu engelleri önünden kaldırıp yerine, faziletin temizliğini, iyi şöhretin güzelliğini koymak gerekir. İffetli kadın, tıpkı berrak, pırıl pırıl bir ayna gibidir; bir nefesin dokunuşuyla bile donuklaşıp kararabilir. İffetli kadın, değerli bir yadigâr muamelesi görmelidir: sevilmeli, ellenmemelidir. İffetli kadın, çiçeklerle, güllerle dolu, sahibinin kimsenin çiğnemesine, ellemesine izin vermediği güzel bir bahçeymişçesine korunmalı, takdir edilmelidir. Kokusunun ve güzelliğinin uzaktan, demir parmaklıklar arkasından takdir edilmesi yeterlidir.