Eğitim filosuna tahsis edilmiş iki savaş gemisi birkaç gündür kötü hava koşullarında manevra yapıyordu. Ben, en öndeki savaş gemisinde görevliydim ve hava kararırken köprüde nöbetteydim. Yer yer sis vardı ve görüş alanı dardı. Bu nedenle komutan da köprüdeydi, bütün faaliyetleri denetliyordu.
Karanlık bastıktan kısa bir süre sonra köprünün gözetleme yerinde iskele tarafındaki nöbetçi haber verdi: "Işık. Baş sancak tarafında."
Komutan seslendi: "Sabit mi, yoksa tornistan mı yapıyor?"
Nöbetçi, "Sabit, Komutanım," diye cevap verdi. Bu, o gemiyle tehlikeli bir çarpışma rotası üzerinde olduğumuz anlamına geliyordu.
Komutan nöbetçiye emir verdi: "Gemiye sinyal gönder: Çarpışma rotasındayız. Rotanızı 20 derece değiştirmenizi öneriyoruz."
Karşıdan şu sinyal geldi: "Rotanızı 20 derece değiştirmeniz önerilir."
Komutan, "Sinyal gönder," dedi. "Ben komutanım. Rotayı 20 derece değiştirin."
Karşıdaki, "Ben deniz onbaşıyım, rotanızı 20 derece değiştirseniz iyi olur," diye yanıtladı.
Komutan bu arada iyice öfkelenmişti. Hırsla emretti. "Sinyal gönder!
Ben bir savaş gemisiyim. Rotanızı 20 derece değiştirin."
Karşıdaki ışıklarla işaret verdi: "Ben bir deniz feneriyim."
Rotayı değiştirdik.
O gece geç vakte kadar oturdular. Aziz Bey, ara sıra:
– Feride, kızım, sen yol yorgunusun, yat artık, diyordu.
Çoktan beri uyuyan Necdet'i hâlâ kollarından bırakmayan Feride gülüyor:
– Ziyanı yok enişte, ben asıl sizin aranızda dinleniyorum, beni asıl yalnızlık yordu, diyordu.
Paradigmalar güçlüdür. Çünkü arkasından dünyayı gördüğümüz merceği onlar yaratır. Değişim ister birdenbire olsun, ister ağır, temkinli bir süreç içinde; paradigma değişimi, çok önemli bir değişikliğin temel gücüdür.
Ben seni sevmesini, senden ayrıldıktan sonra öğrendim. Hata yaptığım tecrübelerle, başkalarını sevmekle sanma sakın. Gönlümün içindeki ümitsiz hayalini sevmekle.