Ama bu yaşadığımdaki şiddet anıların gücü değildi. Burada beni tehdit eden yaşamın şiddetiydi, gerçekliğin şiddetiydi. Çekip gidemez miydim? Kaçamaz mıydım? Sonuçlarını bilmiyor muydum, hayatımı ve varlığımı değerli kılan her şeyin, evet her şeyin yıkımı olacağını bilmiyor muydum?
Hiç kimsenin bakmasını senin kadar iyi bilemediği resimlerimde ve eskizlerimde bütün benliğim mevcutmuş gibi geldi sana hep; oysa aslında, ah, aslında bu bakışının ardında hakikate dokunmuş dahi olmayan eski bir gençlik heyecanı vardı sadece.
Bedenin yeniden doğumuna inandığımızı söylediğimizde Tanrınız bir insanı yeniden yaratırken çürümüş bedeni yerine küllerini kullanınca zorlanıyor muymuş diye sordular. İnsanların, sevdikleri kişilerin yakılmasını itici bulduğunu belirttiğimizde ise sevdiklerinin çürümesi itici gelmiyor mu diye bir soruyla karşılık verdiler. Rahatsız edici derecede mantıklı kadınlardı anlayacağınız.
Hatta Louvre Müzesi'ndeki tablonun gerçek değil, sahte olduğu iddiası da ortaya atılmaya çalışıldı. Ancak böyle iddialara kalkışmak ne gerçek bir sanatçının büyüklüğünden ne de aşktan anlamak demektir.