Sibel Artan

Cinayetin İlanı olur muymuş?
8/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 11 Ocak 2026 20:05
Agatha Christie ’nin Cinayet İlanı romanı, polisiye kurguda “cinayetin kendisi” kadar “cinayetin sahnelenişini” de önemseyen metinlerden biri. Kitabın ayırt edici fikri basit: Küçük bir kasabanın yerel gazetesinde çıkan bir ilan, belirli bir gün ve saatte Little Paddocks adlı evde bir cinayet işleneceğini duyurur. Bu ilan, hem kasabanın merakını organize eden bir davetiye, hem de katilin kalabalık içinde görünmez kalmasını sağlayan bir sis perdesidir. Romanın ilk büyük hamlesi, okuru doğrudan “hazırlanmış bir sahneye” sokmasıdır. İlanı okuyan komşular, bunun bir şaka ya da “evde düzenlenen bir oyun” olabileceğini düşünerek Little Paddocks’a toplanır. Bu toplanma anı, Christie’nin ustalığını net gösterir: Karakterleri tek tek tanıtırken aynı anda şüpheyi de dağıtır. Kimler geldi, kimler gelmedi, kim erken geldi, kim son anda göründü gibi ayrıntılar, daha baştan bir soru listesi yaratır. Bu bölümleri okumak, bir anda birden çok isme maruz kalmak yer yer yorucu olabiliyor. Ancak kitabın giriş sayfasında kişilerin kim olduğuna dair liste olması işimizi epey kolaylaştırıyor. İlanın belirttiği saatte evin ışıkları kesilir ve gerçekten bir silah patlar. Ortaya çıkan ölüm, “ev sahibi hedef alınmıştır” gibi görünen ilk izlenimlerle başlar; ancak kısa süre içinde olayın basit bir ev içi hesaplaşma olmadığı anlaşılır. Polis soruşturması ilerledikçe ilan, bir gösteri olmaktan çıkıp planlı bir manipülasyon aracı olarak belirir: Kalabalığın varlığı, tanıklıkları çoğaltırken gerçeği bulmayı kolaylaştırmaz; tersine, herkesin “gördüğünü sandığı” bir ayrıntı, soruşturmayı yanlış yola da itebilir. Komşuluk ilişkileri, eski tanışıklıklar, küçük kıskançlıklar, ev içi gerginlikler ve maddi kaygılar. Soruşturma ilerledikçe bazı kişilerin göründüğünden farklı bir hikâyesi olabileceği, kasabaya
1000Kitap
Cinayet İlanıAgatha Christie · Altın Kitaplar Yayınevi · 20221,330 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
8/10
·254 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
75 günde okudu
·
Okunma: 11 Ocak 2026 17:37
François Rabelais ’in Gargantua ’sını okurken insanın aklına ilk gelen şey “ölçü” olur: ölçüsüz iştah, ölçüsüz kahkaha, ölçüsüz beden, ölçüsüz bir dil. Ama metnin asıl numarası, bu ölçüsüzlüğü yalnızca bir şamata unsuru olarak bırakmamasında. Arka kapağındaki açıklamaya dikkat etmeden sadece önsözdeki şu kısmı okuduktan sonra okumaya karar vermiştim: "Bu kitabı okuyan okur dostlar Atın içinizden her türlü kuşkuyu Okurken de irkilmeyin sakın Ne kötülük var içinde ne muzırlık Doğrusu güldürmekten başka da Bir hüner bulamayacaksınız pek Başka yola gidemiyor gönlüm Sizleri dertler içinde görürken Gülen kitap yeğdir ağlayan kitaptan Gülmektir çünkü insanı insan eden" Gargantua aslında bir beşlemenin ikinci kitabı. İlk kitabı ise #k:38131. Biraz ortadan başlanan bir okuma oldu benim için. Rabelais’in devleri, “büyüklük” fikrini komikleştirirken aynı anda bir tür entelektüel büyüklük iddiasını da taşır: dünya büyükse, düşünce de büyük olmalı; beden büyükse, eğitim de hayatın bütününe yayılmalı; gülme büyükse, otoritenin ciddiyeti de o kadar kırılgan olmalıdır. Gargantua’nın komiği, çoğu zaman “tatlı” değildir; saldırgandır, taşlayıcıdır, hatta acımasızdır. Çünkü hedefi nettir: skolastik kurumların donmuş dili, dogmanın ciddiyeti, körü körüne itaat, kutsal görünen ama hayatla temas etmeyen bilgi türleri. Rabelais’in mizahı “güldürmek için” değil, “çözmek için” çalışır. Bir otorite, kendini mutlak ilan ettiği anda metin onu gıdıklar: gıdıklanan ciddiyetin yüzü düşer; yüzü düşen ciddiyet iktidarını kaybeder. Buradaki önemli ayrım şu: Rabelais bilgiye düşman değildir; bilginin hayatın karşısına dikilen, insanı küçülten, bedeni ve gündeliği hor gören türüne düşmandır. Metin, bilginin “kuru” hâlini hedef alır; bilginin “canlı” hâlini ise savunur. Önsözünde de sıkça değinilir bu
1000Kitap
GargantuaFrançois Rabelais · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20191,433 okunma
Cehaletten Kurtulma Sanatı - Kim Kimdir?
8/10
·188 syf.··
Beğendi
·
2025 46. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 02 Eylül 2025 21:41
Celâl Şengör'ün Cehaletten Kurtulma Sanatı kitabında 22 büyük insanın çarpıcı bulduğu yönlerini anlatmış. Kitap, kısa bölümler hâlinde ilerliyor: Cehaletle savaşan tarihi kişiler üzerinden (özellikle Atatürk ve bilim insanları) örnekler sunuyor. Kim Kimdir? tarafı daha çok “cehaletle mücadeleyi hayat düsturu edinmiş insanlar”ın kısa portrelerine dayanıyor. Amacı hayatından kesitler okuyacağımız bu kişilerin fikirlerine odaklanmamız. Hangi kıvılcım bu fikirlerin oluşmasını sağlamış, hangi yöntemler bu fikirlerin gelişmesini sağlamış, başarılı ve başarısız olduğu durumlar olmuş mudur, olduysa neden olmuştur gibi noktalara bilhassa dikkat etmemizi istiyor. "Büyük Atatürk, milletinin makûs talihini ancak bilim ve hür sanat sayesinde yenebileceğini görmüş ve bunu milletine empoze etmeye çalışmıştır. Bugün onun yolundan ayrılmaya çalışan bazı bedbahtlar cehaletin ürünleridir. Bu sebepledir ki bu küçük kitabı, çeşitli alanlarda cehaletle savaşmayı kendilerine hayat düsturu edinmiş insanların hikâyesini anlatmak ve bu hikâyeye ortak olmak maksadıyla siz okuyucularıma sunuyorum." demiş kitabın arka kapağında. Okuma konusunda motive edici paragraflardan birisi buydu benim için. Uzun uzun biyografi okumak istemiyorum diyenler için güzel keyifli bir okuma olacaktır. Ancak daha derin, yoğun bir okuma yapmak isteyenler için beklentilerinin altında kalacağı için hayal kırıklığı olacaktır. Halihazırda kitabın her şeyi tek kitapta topladım, buradan istediğiniz her şeyi öğrenebilirsiniz diye bir iddiası yok. İyi bir başlangıç kitabı olduğu söylenebilir. Kitabın adı da oldukça iddialı. #k:433021. Bu şöyle bir beklenti oluşturmamalı. Cehaletten kurtulma garantisi, cehaletten kurtulmak için 10 etkili yol gibi kestirme bir başvuru aracı değil. Aksine okuyucuya farklı bir bakış açısı katmak istiyor. Günlük
1000Kitap
Cehaletten Kurtulma SanatıCelâl Şengör · Masa Kitap · 2024782 okunma
Cehaletten Kurtulma Sanatı - Ne Nedir?
8/10
·188 syf.··
Beğendi
·
2025 47. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 02 Eylül 2025 21:41
Celâl Şengör'ün Cehaletten Kurtulma Sanatı kitabı aslında “her şeyi anlatan” değil, okuyucunun kafasında birkaç temel fikir oluşturmayı hedefleyen küçük ama iddialı bir kitap. Şengör, kendi ifadesiyle, bazı kavramlar ve olaylar hakkında yüzeysel de olsa bilgi verip asıl olarak okuru bağımsız ve eleştirel düşünmeye kışkırtmak istiyor. Kitap, kısa bölümler hâlinde ilerliyor: Deprem, evrim, medeniyet, dil, din, bilim, felsefe vb. kavramlar hakkında bazı temel fikirleri ve bunların ne anlama geldiğini açıyor. Bu yapı, kitabı “başından sonuna roman gibi” değil, arada açıp birkaç bölüm okunan bir tür düşünce ajandası hâline getiriyor. Böylece başlayıp bir an önce bitireyim kaygısı yaşamıyorsunuz. Üslup, tam anlamıyla “Şengör klasiği”: doğrudan, didaktik, yer yer sert ve polemikçi. Bu sertlik, kimi okur için sarsıcı ve uyandırıcı bir enerji taşırken, kimileri için tek taraflı ve fazla yargılayıcı görünebilir. Nitekim bazı okurlar, kitabın yazarın daha önceki popüler eserlerindeki fikirleri büyük ölçüde tekrar ettiğini, bu yüzden çok “yeni” hissettirmediğini de dile getirmiş durumda. Kitabın akademik bir külliyat sunmak gibi bir gayesi yok. Şengör, baştan itibaren bunun kapsamlı bir başvuru kitabı değil, cehaletin kaynağı olan düşünme tembelliğine karşı küçük bir tokat olduğunu ima ediyor. "Nereden başlamalıyım?” diye düşünenler için iyi bir giriş kapısı sayılabilir. Çok derinlik arayan, her başlığın ardında ayrıntılı kaynakça bekleyen okuru ise muhtemelen tatmin etmeyecek. Özetle Cehaletten Kurtulma Sanatı, cehaleti bilgi eksikliğinden çok, eleştirel düşünme eksikliği olarak gören bir bakışın kısa manifestosu gibi okunabilir. Şengör’ün tarzını seviyorsanız keyifli bir okuma olacaktır. Belki “Ben ne kadar sorguluyorum?” gibi sorularla da baş başa kalabilirsiniz.
1000Kitap
Cehaletten Kurtulma SanatıCelâl Şengör · Masa Kitap · 2024363 okunma
8/10
·360 syf.··
Beğendi
·
2025 44. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 02 Eylül 2025 21:41
Barbara Oakley ’in Sayısal Zeka adlı kitabı, matematikle arasına mesafe koymuş ya da sayısal düşünmeyi yalnızca “doğuştan gelen bir yetenek” olarak gören herkese güçlü bir itiraz niteliğinde. Kitap, matematik ve mühendislik gibi disiplinlerin yalnızca zeki ya da özel yetenekli kişilere ait olmadığını; doğru yöntemlerle herkesin bu alanlarda gelişebileceğini savunuyor. Oakley’in kendi hayatı bu tezin canlı bir örneği. Çocukluğunda matematiğe mesafeli, hatta başarısız biri iken, azimle çalışarak mühendislik profesörü olmayı başarmış. Bu kişisel yolculuk, kitabın satır aralarına samimiyet katıyor ve okura “ben yapabildiysem, sen de yapabilirsin” mesajını veriyor. Kitabın en güçlü yanı, öğrenme süreçlerini nörobilimle harmanlaması. Oakley, beynin farklı düşünme modlarını (odaklanmış ve yaygın düşünme) anlaşılır örneklerle açıklıyor. Özellikle “matematik kafası yok” inancını kırmak için sunduğu stratejiler –tekrar etme, farklı açılardan bakma, beynin dinlenmesine fırsat tanıma– okuru ikna edici nitelikte. Ayrıca kitap sadece öğrencilere değil, öğretmenlere ve ebeveynlere de hitap ediyor. Bir çocuğun ya da öğrencinin sayısal alanlarda özgüven geliştirmesi için hangi tutumların faydalı olabileceğine dair pratik ipuçları içeriyor. Bununla birlikte Sayısal Zeka, yalnızca bir “ders çalışma rehberi” değil. Aynı zamanda zihinsel dayanıklılığı, hatalardan ders çıkarmayı ve öğrenmeyi yaşam boyu süren bir macera olarak görmeyi teşvik ediyor. Sonuç olarak Oakley’in kitabı, matematikle arası iyi olmayanlara umut, sayısal alanlarda ilerlemek isteyenlere ise güçlü bir yol haritası sunuyor. Sayısal Zeka, yalnızca bir kitap değil; öğrenme cesaretini yeniden keşfetmeye davet.
1000Kitap
Sayısal ZekaBarbara Oakley · Pegasus Yayınları · 2020123 okunma