“insan ne yerse o kokar. ne okursa onu konuşur. kimi seviyorsa kalbi o kadardır. sizsiniz kendinizle ilgili tüm cevapları kendinizi tanıyacak olana sunan. yaşamınız verir sizi ele. müzik arşivinizden bellidir kişiliğiniz. aşkı sevme biçiminiz. dinlediğin tarz müzikte saklıdır sevgiye olan şiddetiniz. en kötüye vereceğiniz cezadır adalet. herkes sever doğduğu toprağı, oraya bomba düştüğünde belli olur kimliğiniz. sevgi bir bütün diyalog evrene karşı. yağmurda ıslak bir kediye puslanmıyorsa gözleriniz, aşk sözlerini sakının siz. komşunuzla sohbetimiz kadar uzaktakine olan bağımız. mesafe denilen tanım sadece zamanla ilintili. yoksa yalnız bir gecede bir kahve yudumlarken de onu anabiliriz. insan çevresi kadar güçlüdür. kaç el uzattıysan o dostluklarla sınanırsın karanlığında. aile bağın kadar bağlısın hayata. sana karşı yapılan her şeye rağmen duruşundadır tavrın. gizlediğin iyilik kadar büyük. anne baba sevgisine izin verdiğin kadar küçük. tek bir dünya var vicdanının etrafında dönen. tüm karakterindir onun içinden geçen."
Bu adamları gözlerinden tanırım. Ben değil, her Anadolulu tanır. Bunların tespihleri, yenleri kıvrılmış kara ceketleri, ayaklarındaki lastik ayakkabıları, kederli, ihtiraslı gözleri, bilhassa ihtiraslı, insanın can evine işleyen gözleri başkalarında kolay kolay bulunmaz.
Serinin ikinci kitabi , kitabın bence bir bölümü
'' Herkes söylüyor, zındıklar şeyhe iftira ediyorlar. O içtiği rakı değildir. Gözleri güneşe kapalı olanlar onu göremiyorlar. Şeyh rakı kadehine elinin dokundurur dokundurmaz o rakı kevser suyu olur. O kadın cennetten gelmiş huridir. Yoksa şeyh kadına bakar mı?
Şeyhler,hurafeler , körü körüne inanma ,Anadolu insanının saf duyguları..Ahh diyorsun Anadolu.
Victor Hugo'nun şu sözü ne güzeldir: Vicdan insanın icindeki tanrıdır...
Orman yangınları, okutulmaktan alıkonulan bir nesil, işsizlik..öyle güzel bir kelamı var ki Yaşar Kemal'in hiç sıkılmiyorsun.Muhtesem bir kitap