Gel yanıma otur dinle/n
Ürkütme nergiz çiçeklerini
Bunca hengamenin içinde zar zor boy verdi .
Ne güzel bir kokusu var masumiyeti andıran
Boynunu bükmesine bakma o tabiatından.
Gel yanıma otur dinle/n
Bak ne güzel akıyor nehir
Menderesler çiziyor bir ressam edasıyla
Bilmiyorum denize kavuşur mu?
Yoksa vuslatına ermeden kurur mu?
Gel yanıma otur dinle/n
Bak karşıda duran çehreye
Yüzündeki çizgilerde, hüzün hüküm sürmekte
Görüyor musun ?
Tebessümü ile öldürüyor umutsuzluğu
Sahi sende görebiliyor musun ?
Yoksa hayal mi bu anlattıklarım .
Gel yanıma otur dinle/n
Sende el salla turnalara
Sevdikleri için ölür onlar
Ölesiyedir aşk ve sevdaları
Sadakat timsali uçun turnalar
Bazen bir çiçekten ,
Bazen bir nehirden,
Bazen bir çehreden,
Bazen de kuşlardan öğrenirsin bir çok şeyi
Eger öğrenmekse muradın
Gel otur yanıma dinle/n
Sahi hosgeldiniz,
İsminizi bahşeder misiniz ?
31.01.2023 Servet AŞCIOĞLU
Hangi sahipsiz canlar yerde yatanlar
Sorgusuz sualsiz toprağa karışanlar
Hayatı elinden alınıp sessiz kalanlar
Şimdi bu canların hesabını kime kesmeli?
Hangi siyasi amaç yaptırabilir bunu
Suçsuz fanileri toprağa gömmek olur mu?
Senin de saatin işliyor tik tak tik tak
Vicdanın el verip nasıl yaptın bunu?
Bırakıp gittiğin bomba değil hayaller
Gözü yaşlı kalan anneler babalar eşler
Ruhunun beyazına sürdün kirli emeller
Söylesene hangi idealler yaptığını temizler ?
Merve Bulut
YASİNCE YAŞAMLAR
Geçen hafta İnsan ve Değer Hareketi’nin organize ettiği bir program vesilesi ile Adana’da idim. Program öncesi hasta bir kardeşimizi ziyaret ettik… Yasin Asma… Yıllar önce tanıştığımız ancak yıllardır görüşemediğimiz bir dost… Mesajla beni evine davet etmeseydi belki ziyaretimiz gerçekleşmeyecekti…
Eve gittiğimizde yatakta sanki bir et külçesi karşımızdaydı… ALS hastası Yasin kardeşim on yıldır yatağa bağlı bir yaşamın sınavını veriyordu…
Birçok ALS hastası teşhisten bir kaç ay sonra vefat ederken, o gücünü ve metanetimi koruyarak “Allah var gam yok” diyerek hayata tutunuyordu… Hastalık onun beden sağlığını bitirse de ruhunu bilemişti… O, hastalığın insandan aldıklarına değil, kattıklarına odaklanmış böylece olgunlaşmıştı…
Hastalıkla birlikte kısa bir süreç içerisinde bütün hareket kabiliyetini kaybetmiş… Artık konuşamıyor… Sükûtun altın olduğunda karar kılmış… Konuşup da ne yapacağım illa ki yanılacağım, bu yüzden konuşamamam hakkımda hayırlı olabilir… Yemek yiyemiyor göbek deliğinden mama ile besleniyor…
Uyuyamıyor… Tam kırk yıl uyudum bana yeter, diyor… Ağlayamıyor… Ağladığında gözyaşları yakıcı olduğundan ağlamaya son vermek zorunda kalıyor… Yeterli solunumu sağlamak zor olduğundan sürekli solunum cihazına bağlı kalıyor… Nefes alabilmesi için boğazından bir delik açılmış… Gözlerini oynatabildiğinde, bilincini kaybetmediğine şükrediyor… Ne çırpınacak bir güce, ne de imdat diyebilecek bir sese sahip.. Sadece gözleri konuşuyor, gönlü coşuyor… Ziyaretçilerini ışıldayan gözleri ile karşılıyor…
Ben hüzünle yüzüne bakarken, o gözleri ile “La tahzen/ Üzülme, Allah bizimle beraberdir’’ diyordu…
Acıyarak girdiğim evde, acınası halimizi fark ettim…
Tenine konan sineği kovmaktan aciz olan bu insan, azmin, onurun ve umudun doruklarında
Ölüyorum zannettim🥺😥
Yorgunlukla içimden geçen keşke hasta olsam da hastanede yatıp üç dört gün dinlensem diye düşündüğüm gün ilaçtan zehirlenip ambulansla hastaneye yetişmek bana şu sözü hatırlattı.
"Dileklerinize dikkat edin gerçekleşebilirler."