İnsan bazen doğru kelimeleri, doğru cümleleri bulabildini zannediyor, henüz yaşanmamış anlara ilişkin. Oysa yaşanan an kendi sözlerini dayatveriyor insana. Ağzınızı kitleyip, hiçbir planlanmiş söze firsat birakmiyor. Bir fırtınanın ortasnda buluveriyorsunuz kendinizi ve bir fenerin cılız ışığını görebilmek için gözlerinizi delice yorup etrafa bakınıyorsunuz.
Harfler amaçsızca kafamın içinde dönüyordu ve bir süre sonra anlamlı bir kelimeye, sese dönüşmeden can verip yığılıyorlardı. Cansz harflerin üst üste yığıldığı bir toplu mezar olmuştu zihnim. insanın söylemek istediklerini söyleyebilmesi nasil da büyük bir nimetmiş meğer o zaman anladm.