Dostoyevski'nin şarabından büyük bir tutkuyla içeceksiniz. Karakterler aslında Dostoyevski'nin kendi ruhunu ve huylarını 4 farklı karakterde bize sunuyor. Aslında kitabı konu olarak ele aldığımız zaman bir baba cinayetinin güzel bir şekilde işliyor. Kitapda olan ters köşeler ve katilin aslında başka biri çıkması kendinize nasıl ya diye sordurabilir. Kitap biraz kalın ama gözünüzü korkutmasın sakin bir kafayla okuduğunuz zaman kitabı bırakamıyorsunuz. Beni en çok sf.429 ve ardından gelen birkaç sayfa etkilemişti kitapla konuşmaya 429. sayfadan sonra başladım diyebilirim.
Bakalım siz kaçıncı sayfadan sonra kitapla konuşmaya başlayacaksınız ?
Vasconcelos hayranı biri olarak yazıyorum. Aydın Emeç'in iç dünyanıza kurduğunuz yolculuğu daha rahat yapmanızı sağlayan cümleler ile özlemiş harika bir kitap. Zeze'nin masum yüreğinden tutmak istiyorsunuz her satırda. Zeze'nin düşünceleri aslında bu cümleler benim beni anlatıyor demenizi sağlıyor. Şeker Portakalı gibi bir baş yapıttan sonra Zeze'nin dünyasını merak eden herkesin kesinlike okunması gereken bir kitap.
Çok sürekleyici ve kısa zamanda biten bir kitap. Yazar kitaba tamamen odaklanmanızı sağlayan cümleler kurmuş. Tek odak noktanız karakter ve olay örgüsü oluyor.