Nihayet bitirdim seni be kitap :) karantina günlerinde iyi gidersin bilek ağrıtmaz dedik de başımı ağrıtacağını düşünememişim (fazlasıyla memnunum ama bu ağrıdan). Kitabın kapağını açıyorsunuz kendinizi bilgi havuzunun önünde buluyorsunuz korkmadan dalın içine :) ilerleyen bölümlerde boğulmama garantisi veremiyorum ama. Sebebini incelemenin devamına sıkıştırıcam şimdiden iyi okumalar...
Kısaca kitabın içeriğinden bahsedersem, kitap Fransisken rahip William ve çömezi Melkli Adso'nun bir cinayet soruşturması için Benedick Manastırına çağırılmasıyla başlıyor. Evet kitap bir polisiye roman diyebiliriz ama aslında Eco'nun bahsetmek istediği tarih. Ortaçağ tarihi. Kitabın sonundaki açıklama silsilesinde diyor ki tabiri caizse okuyucuyu kitabın içerisinde tutabilmek için polisiye kırıntıları attım :) O yüzden burada kitabı okumak isteyenler için verebileceğim en önemli tavsiye aaa bir manastırda geçen cinayet romanıymış severim okuyayım diyenler, kitap tokat gibi çarpar suratınıza eğer hristiyanlık tarihi, tarikatlar, mezhepler gibi tarihi ve dini konular ilginizi çekmiyorsa.
İlgisini çekenlere verebileceğim tavsiye de kitabı okurken yanınızda bir defter bir kalem bulundurmanız. Gerçekten dönemin hristiyanlık konularına derinden değiniyor.
Diyaloglar halinde iki karşıt tarikat mensuplarının atışmalarını, tarihten örneklerle birbirlerinin tez çürütmelerini okuyorsunuz. Sık sık ehh yeter susun artık sizi mi dinlicez kim kimi öldürdü ondan haber verin dediğim de oldu. Çünkü çok uzatılan yerlerde sıkıldım fazlaca ama kitap bittiğinde ben iyi bir kitap okudum da dedim.
Sayfalarca not aldım, bahsi geçen konular hakkında araştırmalar yaptım. Velhasılı okuyucusuna google açtıran kitabı kim sevmez.
Eco kesinlikle kitabındaki her şeyin net anlaşılmasını isteyen bir yazar.