Muhammed Ali Saltan

Vahşetin Arka Planı
İngiliz İmparatorluğu’nun işgal ettiği toprakları yönetme biçimi, dünyanın diğer imparatorluklarından bazı farklılıklar içeriyor. "İngilizlere has emperyal kurallar"ı yedi ana başlık halinde özetlememiz mümkün: 1) Yönetilen bölgeleri her yönüyle, derinlemesine tanımak ve kavramak, 2) Zorunlu olmadıkça dinlere ve farklı inanç biçimlerine müdahale etmemek, 3) Birbirine rakip ve düşman fraksiyonlar arasindaki rekabeti el altından körüklemek, 4) İç sorunlar ve çatışmalar karşısında, mümkün olduğunca tarafsız bir tavır takınmak; bu sayede çatışan bütün cephelerle diyalog zeminini korumak, 5) İşleyen bir devlet düzeni, bürokrasi ve kurumsal yapı oluşturmak; imkân bulunduğunda anayasa va kanunları hazırlamak ve toplumlara benimsetmek, 6) İngiliz kültürünü ve alışkanlıklarını, elitler eliyle toplumda yerleştirmek, 7) Sınır ihtilâflarını sürekli canlı tutma adına, harita çizerken muhakkak tartışmalı ve kolayca paylaşılamayacak geçişken noktalar bırakmak. Tüm bu yedi esasın hepsi eksiksiz tatbik edildiğinde, İngiltere, uygun bir vakti kollayarak nihai adımı atar: Yönettiği topraklara ve halklara, "bağımsızlık" lütfeder. Bunun için kullandığı başlıca yöntemler meseleyi BM'ye havale etmek, içerideki unsurlardan birini kahramanlaştırmak ve öne çıkarmak veya askerlerini çekerek siyasî sürece garantörlük yapmaktır. Her ne olursa olsun, İngiltere şunu başarır: Bir zamanlar yönettiği hiçbir toprak parçasında, ingilizlere yönelik yaygın bir antipati veya nefret görülmez. Böylece, fiilen artık olmadığı yerlerde bile, "İngiliz nüfuzu" var olmaya devam eder.
Sayfa 70·Kitabı okudu
Reklam
"(Ey müminler!) Sizden kim vücutça sağlıklı; kendisi, ailesi ve malı emniyet içinde olup, yanında gününün yetecek kadarcık rızkı bulunursa, bütün dünya ona verilmiş gibidir." (Tirmizi, Zühd, 21; ibn Mace, Zühd, 9)
Düşman ihtiyacı
Dördüncü olarak, ki belki de meselenin en can alıcı kısmı bu, Ortadoğu’daki bu kaos, israil'e daha fazla yayılma, gücünü artırma ve işgali derinleştirme noktasında sınırsız bir alan açıyor. İran "israil'e karşı direniş cephesi" olduğunu iddia ederek yayılmacı dış siyasetini temellendirirken, israil de "İran tehdidine karşı" Batı'yı ve bazı Arap ülkelerini yanına alarak kendi işgal siyasetini perdeliyor. İki taraf da bu anlamda birbirinden besleniyor.
Sayfa 24·Kitabı okudu
MİKDÂD'IN KORKUSU
٦٦ . (إحْتَلِبُوا هُذَا اللَّبَنَ بَيْنَنَا)). 66. "Şu keçileri sağın! Sütlerini aramızda paylaşalım!" 149 Bu hadis-i şerifi Efendimiz'in okçularından Mikdâd ibni Esved radiyallahu anh rivâyet etmiştir. Mikdâd ibni Esved radiyallahu anh İslâm'ı ilk kabul edenlerden biriydi. Hemen bütün savaşlara katıldı. Bir zamanlar iki arkadaşıyla birlikte Medine'ye geldiklerinde, açlıktan gözleri kararıyor ve kulakları duymuyordu. Doğruca Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemin huzuruna vardılar ve hâllerini anlattılar. Allah'ın Resûlü bu üç yoksulu alıp evine götürdü ve karınlarını doyurdu. Evde ailesinin faydalandığı üç keçi vardı. Peygamber-i Zîşân Efendimiz keçileri onlara verdi ve: "Bunları sağın, sütünü aramızda paylaşalım" buyurdu. Onlar her gün keçileri sağar, hisselerine düşen sütü içer, Efendimiz'in payına düşeni de bir köşeye bırakırlardı. Nebiler Sultânı Efendimiz geceleyin onların yanına uğrar, Uyuyanın uyanmayacağı, ancak uyanık olanın duyacağı şekilde hafifçe selâm verir, Kendisine bırakılan sütü içerdi. Bir gün garip bir şey oldu.
Sayfa 153·Kitabı okudu
İyilik etmek kalp kazanmanın en etkili yollarından biridir.
٦١. «مَا سُئِلَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ شَيْئًا قَطُّ فَقَالَ لَا )). 61. "Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden bir sey istendiği zaman asla 'yok' demezdi." 136 Bu hadis-i şerifi en çok hadis nakleden sahâbilerden Câbir ibni Abdillah radiyallahu anhümâ rivâyet etmistir. Bir gün Efendimiz bir dağ yamacında yayılan koyunlar sayıyordu. Bir adam çıkageldi ve Allah'ın Resûlü'nden kendisine birkaç koyun vermesini istedi. Dünya malına değer vermeyen İki Cihan Güneşi Efendimiz, onu İslâm dinine ısındırmak için kendisine bir koyun sürüsü verdi. Hayretler içinde kalan adam koyunları önüne katip kabilesinin yolunu tuttu. Oraya varınca Efendimiz'in cömertliğinden söz ederek: "Muhammed o kadar cömert ki fakirlikten korkmuyor, isteyene büyük bağışlarda bulunuyor" dedi. Kabile halkını Müslüman olmaya teşvik etti. 137 Dünyalık elde etmek için Müslüman olan kimseler de vardı. Peygamber aleyhisselâmın cömertliği onların islâmiyet'e sıcak bakmasını sağlar, böylece İslâm sevgisi gönüllerinde yer eder, bir süre sonra samimi birer Müslüman olurlardı. İyilik etmek kalp kazanmanın en etkili yollarından biridir. 136. Buhâri, Edeb 39, nr. 6034; Müslim, Fezâil 56, nr. 2311. 137. Müslim, Fezâil 57-58, nr. 2312.
Sayfa 143·Kitabı okudu
Reklam