İngiliz İmparatorluğu’nun işgal ettiği toprakları yönetme biçimi, dünyanın diğer imparatorluklarından bazı farklılıklar içeriyor.
"İngilizlere has emperyal kurallar"ı yedi ana başlık halinde özetlememiz mümkün:
1) Yönetilen bölgeleri her yönüyle, derinlemesine tanımak ve kavramak,
2) Zorunlu olmadıkça dinlere ve farklı inanç biçimlerine müdahale etmemek,
3) Birbirine rakip ve düşman fraksiyonlar arasindaki rekabeti el altından körüklemek,
4) İç sorunlar ve çatışmalar karşısında, mümkün olduğunca tarafsız bir tavır takınmak; bu sayede çatışan bütün cephelerle diyalog zeminini korumak,
5) İşleyen bir devlet düzeni, bürokrasi ve kurumsal yapı oluşturmak; imkân bulunduğunda anayasa va kanunları hazırlamak ve toplumlara benimsetmek,
6) İngiliz kültürünü ve alışkanlıklarını, elitler eliyle toplumda yerleştirmek,
7) Sınır ihtilâflarını sürekli canlı tutma adına, harita çizerken muhakkak tartışmalı ve kolayca paylaşılamayacak geçişken noktalar bırakmak.
Tüm bu yedi esasın hepsi eksiksiz tatbik edildiğinde, İngiltere, uygun bir vakti kollayarak nihai adımı atar:
Yönettiği topraklara ve halklara, "bağımsızlık" lütfeder. Bunun için kullandığı başlıca yöntemler meseleyi BM'ye havale etmek, içerideki unsurlardan birini kahramanlaştırmak ve öne çıkarmak veya askerlerini çekerek siyasî sürece garantörlük yapmaktır.
Her ne olursa olsun, İngiltere şunu başarır:
Bir zamanlar yönettiği hiçbir toprak parçasında, ingilizlere yönelik yaygın bir antipati veya nefret görülmez. Böylece, fiilen artık olmadığı yerlerde bile, "İngiliz nüfuzu" var olmaya devam eder.