Muhammed Ali Saltan

Doğu Türkistan'da Uygur Türklerinin yaşadığı sıkıntıları ve zulümleri öne çıkaran haber kaynaklarının ABD ve Avrupa merkezli oluşu da bilhassa dikkat çekici. Bunların dertleri elbette Müslümanların başına gelenler değil. Doğu Türkistan'daki mezalim üzerinden, Çin'e gol atmak ve bu stratejik bölgeyi tek başına kontrol etmesinin önüne geçmek. Dertleri bu.
Sayfa 111·Kitabı okudu
Reklam
İbadet hakkının kısıtlamasından kültürel değişim için gençlerin "eğitim kamplarına" kapatılmasına, ticaret ve seyahate getirilen engellemelerden başörtüsü ve sakala konulan yasaklara, Doğu Türkistan bölgesi, Çin yönetimi tarafindan bugün adeta bir ortaçağ karanlığına sürüklenmeye çalışıyor. Doğu Türkistan'in bir daha bağımsızlık rüyası görmemesi ve Çin'e kayıtsız-şartsız itaati için, Pekin yönetimi Uygur Türklerinin dinî ve kültürel kodlarını tamamen silmek ve onların benliğini yeniden inşa etmek peşinde.
Sayfa 111·Kitabı okudu
Devasa bir Türkistan coğrafyasının doğu yakasını teşkil ettiği için bu isimle anılan Doğu Türkistan, 1884'te Çin tarafından işgalinden bu yana huzursuzluğu sürmüş bir bölge. "Doğu Türkistan İslâm Cumhuriyeti" ve "Doğu Türkistan Cumhuriyeti" adıyla kurulan bağımsız yapıların 1938 ve 1949'da ortadan kaldırılmasından bu yana, Uygur Türklerinin üzerindeki baskılar da gün geçtikçe yoğunlaşmış.
Sayfa 110·Kitabı okudu

Muhammed Ali Saltan

, bir kitap okudu
Puan vermedi·115 syf.··
121 günde okudu
·
2025 2. kitabı
Taha Kılınç
9.2/10 · 279 okunma
Uluğ Bey
Şahruh Mirza'nin 1447'deki ölümüyle birlikte Timurlu İmparatorluğunda taht kavgaları başlayınca, Uluğ Bey, oğullarının yardımıyla başkent Herat'a girerek duruma hâkim oldu. Zaferin ardından, oğullarından Abdullatif Mirza müstakil olarak Herat'ın yönetimini isteyince büyük bir kriz patlak verdi. Uluğ Bey, ordusundan bazı üst düzey isimlerin de desteklediği oğluna karşı savaştı, ancak yenildi. Abdullatif Mirza'ya teslim olan Uluğ Bey'in yeniden Semerkand'a girmesine müsaade edilmedi. Bunun üzerine "hacca gitmek için" oğlundan izin alan Uluğ Bey, çıktığı yolculukta fazla mesafe kat edemeden, 27 Ekim 1449 günü bizzat Abdullatif Mirza'nin verdiği bir emirle öldürüldü. ihtiraslı şehzadeye Semerkand halkı bir lakap takacaktı: "Peder-kûş", yani "baba katili." Bu trajik hikâye, ne yazık ki burada bitmiyor. Devamı da var: Uluğ Bey'in kendisine sadık kalan oğlu Abdulaziz Mirza, babasının infazından iki gün sonra, yine kardeşi Abdullatifin direktifiyle öldürüldü. Aynı günlerde Semerkand'da ortalık savaş alanına dönerken, Uluğ Bey'in inşa ettirdiği üç katlı muhteşem rasathane binası yağmalandı, el yazması eserlerle dolu kıymetli kütüphanesi talan edildi. Babasına ve kardeşine kıyan Abdullatif Mirza'ya uzun yaşamak nasip olmadı. 9 Mayis 1450'de, kendi askerleri tarafından Semerkand'da öldürüldü.
Sayfa 106·Kitabı okudu
Reklam