١٢٠ . (قُمْ أبَا تُرَابِ، قُمْ أبَا تُرَابٍ».
120. "Kalk, Ebû Türâb! Kalk, Ebû Türâb.'237
Bu hadîs-i şerîfi Medine'de en son vefat eden sahâbî Sehl ibni Sa'd es-Sâidi radıyallahu anh rivâyet etmiştir.
Bir gün Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem, kızı Hz. Fâtıma'ya uğradı.
Evde Hz. Ali'yi göremeyince: "Amcanın oğlu nerede?" diye sordu. Hz. Fâtıma da aralarında küçük bir anlaşmazlık çıktığını, Onun kendisine kızdığı için öğle uykusuna yatmayıp gittiğini söyledi.
Hz. Ali'nin Mescid-i Nebevi'de uyuduğunu öğrenen İki Cihân Güneşi Efendimiz onun yanına gitti. Hz. Ali toprağın üzerinde yatarken hırkası açılmış, vücudu toprağa bulanmıştı.
Bunu gören sevgili Efendimiz mübarek eliyle Hz. Ali'nin üzerindeki toprakları temizlemeye başladı. Bir yandan da ona: 'Toprağa bulanmış adam' anlamında:
"Kalk, Ebû Türâb! Kalk, Ebû Türâb!" diye seslendi.
Resûl-i Ekrem ona Ebû Türâb dediği için,
Hz. Ali kendisine "Ebû Türâb" diye hitap edilmesinden pek hoşlanırdı.
237. Buhâri Salât 58, nr. 441; Müslim, Fezâilü's-sahâbe 38, nr. 2409.