١٧٥ . «أبْسُطْ رِجْلَكَ».
175. "Ayağını uzat!"347
Bu hadîs-i şerîfi mücâhid sahâbilerden Berâ bin Azib radıyallahu anh rivâyet etmiştir.
Yahudi Ebû Râfi', koyu bir Islâm ve peygamber düşmanıydı. Resülullah sallallahu aleyhi ve sellemi sözleriyle incitir, zengin olduğu için de İslâm ve peygamber aleyhindeki çalışmaları desteklerdi.
Sadece kendine ait korunaklı bir kalede yaşardı.
Peygamber Efendimiz bu kâfirin ortadan kaldırılması için hicretin 6. (milâdın 628.) yılında gözü kara dört sahâbîyi görevlendirdi.
Medineli Abdullah ibni Atîk'i de onlara başkan tayin etti.348
Dört yiğit, kaleye vardığında güneş batmak üzereydi. Abdullah ibni Atîk radıyallahu anh kale kapıcısını ikna ederek kapı kapanmadan önce içeri girdi. Kapıcının astığı yerden anahtarları gizlice aldı ve ahıra saklandı.
O kâfirin kaldığı bölüme birkaç kapıdan sonra varılıyordu.
Abdullah girdiği her kapıyı kilitleyerek onun kaldığı kısma vardı. Fakat yattığı odayı tespit edemedi.
"Ebû Râfi'" diye seslendi. Ebû Râfi',
"Kim o?" deyince odasına girdi ve kılıcını sapladı. Abdullah oradan uzaklaştı.
Ebû Râfi' durmadan feryat ediyordu.
Abdullah onu öldüremediğini anladı, geri döndü ve: "Bu feryat nedir, ey Ebû Râfi" diye sordu, Ve yanına varıp kılıcını bir daha sapladı. Sonra kilitlediği kapıları birer birer açarak merdivenden inmeye başladı.
Merdivenin son basamağına ayın ışığı vurmuştu. Yere indiğini sanıp ayağını atınca merdivenden düştü, ayağı kırıldı. Kırılan yeri sarığıyla sardı ve yürümeye çalışarak kaleden çıktı.