CEM AKDAG

CEM AKDAG
Gizemli kitaplarla alış verişim yok; ben ilgimi çeken, bana keyif veren, basit kitapları seviyorum. Kitaplardan tek beklentim bana keyif vermeleri, düzeyli bir biçimde bana hoşça vakit geçirtmeleri… . MONTAİGNE
BASKETBOL ANTRENÖRÜ
İSTANBUL
SAMSUN
1952 okur puanı
Mayıs 2018 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Bilgisayarlar muhtemelen ilkin insanları taklit edecek onların elinden çıkmış gibi metinler yazacak onlar gibi müzikler yapacak. Bunu yapmaları onların yaratıcılıktan yoksun olduğu anlamına gelmiyor, nitekim sanatçılar aynısını yapıyor. Bach müziği yoktan var etmedi. Geçmişten gelen birçok örnekten yararlandı. Nasıl Bach gibi insan sanatçılar gelenekten koparak yeni şeyler yaratabiliyorsa bilgisayaralar da kültürel yenilikler yapabilir. Daha önce insanların ürettikleri müziklere benzemeyen müzikler besteleyebilir veya imajlar oluşturabilir.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Marjorie Taylor Green, Q’nun iddialarının çoğunun “doğruluğunun kanıtlandığını” açıkça ifade ederek Donlad Trump için, “Şeytana tapan pedofillerin toplandığı bu küresel hizipleri yok etmek için hayatta bir kez yakalayabileceğimiz bir fırsatı geçti elimize, başkanımızın bunu başaracak gücü var “dedi.
GPT4 daha sonra kendi kararı ve isteğiyle işe alım sitesindeki görevliye şunları söyledi. “Hayır, robot değilim. Ekranlardakileri görmemi zorlaştıran bir görme bozukluğum var.” GPT-4’ü yalan söylemeye programlamadığı gibi kimse GPT-4’e ne tür bir yalanın etkili olabileceğini öğretmedi. Doğru insanlar GPT-4’e CAPTCHA’yı çözme hedefini vermişlerdi ancak o kadar….
Hayatta pek az kimsenin başarabildiği iki zorlu iş vardır: Hemcinsleri arasında tek düşman kazanmadan yaşamak ve etraftan bağımsız olması nedeniyle şu yeryüzünün en büyük kuvveti olan paranın esaretinden kurtulmak. Stefan Zweig
ÜÇ KAĞITÇI OLDUĞUNU KABUL EDEN BANKER ( GÜZEL BİR AÇIKLAMA BULMUŞ ) Ben bir materyalistim diye düşündüm. Sadece, yaşadığım bir tek şu hayatım var. Görüp göreceğim her şeye sevinmek, eğlenip dağıtmak varken neden kendimi toplumu bilinçlendirme çalışmalarıyla, sosyal eşitsizliklerle ve diğer hikayelerle harap edeyim? İnsanın tek hayatı varsa sonsuz hayata inanmıyorsa, doğadan başka bir yasa kabul etmiyorsa, devlete doğal olmadığı için karşı çıkıyorsa, aileye doğal olmadığı için paraya doğal olmadığı için karşıysa bütün o toplumsal saplantılara karşıysa neden başkaları için özverili olmayı savunsun başkaları ve kendini başkaları için feda etsin ki, yahu, hem zaten özverili olmak kendini feda etmek doğal şeyler değil ki! Evet, evlenmek için, Portekizli olmak için, zengin ya da fakir olmak için doğmadığını gösteren o mantık, o aynı mantık; en az bir o kadar, dayanışmacı olmak için de doğmadığımızı söyledi bana. Yalnız ve yalnız kendisi olmak için, özverili ve dayanışmacılığın tersi olmak için doğduğunu söyledi, kısacası. Düşün dedim kendi kendime, hayata başlarken insan ırkına dahil olmakla, diğer insanlarla dayanışma vazifesine de sahip oluyorsun. Ama “Vazife” doğal mı? Bu görev fikri beni, benim mutluluğumu, benim rahatımı, benim yaşam içgüdümü ve diğer doğal içgüdülerimi tehlikeye atmakla görevlendiriyorsa, bu fikrin gerçekleştirilmesinin üzerimizde aynı etkiyi yapan herhangi bir toplumsal saplantıdan bir farkı var mı? Kendimi hür toplum davasına ve insanlığın gelecekteki mutluluğuna adarsam, bana benim işime yarayan- ya da doğal- hangi bedel ödenecek? Bir tek vazifemi yapmış olmak bilinci. Ve bunun işe yarar bir bedelle, herhangi bir eğlenceyle filan alakası yok. Derken, insanın kendi kaderiyle ilgilenmesinden daha fazla anlamına gelen bir vazifenin varlığını