Birisini yok etmek için en iyi strateji, kendisini tehdit eden her şeyi ortadan kaldırmak ve böylece onu bütün savunma olanaklarından yoksun bırakmaktır; bizler de aynı şeyi kendimize uygulamak üzereyiz. Irk ve dil farklılıklarını göz önünde bulundurmaksızın ötekini bütün biçimleri altında (hastalık, ölüm, olumsuzluk, şiddet, yabancılık) ortadan kaldırarak, toptan bir olumluluğu yerleştirmek için bütün ayrıksı durumları ortadan kaldırarak, bizler, kendimizi ortadan kaldırmak üzereyiz.
Bizler, kötülüğün bütün biçimlerinin kökünü kazımaya girişerek olumsuzluğa ve ölüme karşı savaştık. Olumsuzun etkisini yok ederek olumluluğu alabildiğine özgür bıraktık ve bugün artık o ölümcül bir nitelik kazandı. Olumlunun zincirleme tepkisini serbest bırakarak, aynı anda, sapkın ama kusursuz bir tutarlılıktaki geri tepmeyle yoğun bir virüs patolojisini özgür bıraktık. Çünkü virüs, olumsuz olmak bir yana, tersine kendinde ölümcül bir biçimde cisimleştirdiği aşırı bir olumluluktan kaynaklanır. Biz bunu, aklın ilerlemelerini gölge gibi izleyen kötülüğün başkalaşımlarıyla birlikte gözden kaçırmıştık.
Bu nesnesiz özne, ötekisiz özne paradigması, gölgesini yitiren ve kendi kendisi için saydam hâle gelen her şey içinde, cansızlaştırılmış maddelere; kalorisiz şekere, sodyumsuz tuza, tatsız tuzsuz yaşama, nedensiz sonuca, düşmansız savaşa, nesnesiz tutkulara, belleksiz zamana, kölesiz efendiye, bizlerin dönüştüğümüz efendisiz köleye değin uzanan her şey içinde kendini belli eder.
Kölesiz efendiye ne olur? Sonunda kendi kendisini yıldırmaya başlar. Peki ya efendisiz köleye ne olur? Sonunda kendi kendisini sömürmeye başlar. Bugün, modern gönüllü kölelik biçimi altında her ikisi bir araya gelmiştir: Veriler düzenine, hesap düzenine kölece boyun eğmek; toplam verimlilik, toplam başarı. Bizler bu