"her şeyi gördüm içim rahat
gök yarıldı, çamura can verildi
linç edilmem için artık bütün deliller elde
kazandım nefretini fahişelerin
lanet ediyor bana bakireler de.
Sözlerim var köprüleri geçirmez
kimseyi ateşten korumaz kelimelerim
kılıçsızım, saygım kalmadı buğday saplarına"
Boynu bükük bir adam merdivenin başında
sola yazan laleyi gül dalına bağlıyor
bugün de hüznün yüzü çatallaşmış kaşında
bu hengamede nasıl fırsat bulup ağlıyor
Kalın kenevir bağı yine çekip kopardım
kopardım da saçıldı tane tane kukalar
ben bu evhamlı ruhu bu surattan apardım
bu yüzden Kaf Dağı'nı bilmez oldu Ankalar
Hüznü misafirliğe yine odur çağıran
ikisi sohbet eder sessiz sessiz oturup
sanırım yine oydu sevgilime bağıran
ben yokken arkasından kirli planlar kurup
Hey arkadaş, laleyi gül dalına bağlama
Bari bugün gülümse, bari bugün ağlama
Geceleri gökkuşağına boyamak mıdır suçum?Herkes bağırırken şiirler okumak mı?Susmak mı sözün bittiği yerde? Kusmak mı sindirebildiklerinizi?Apansız uykum kaçıyor kaç gece, bu da mı aleyhime kanıt?Sondan saymaya başladım adları-böyle hoşuma gidiyor-beğenmeseler de seviyorum ellerimi,hep olmayacak düşler görüyorum, yenileceğim kavgalara giriyorum durmadan.İtiraf ediyorum…Silin adımı listenizden, yokum; aslında bir oyun olan kavgalarınızda ve aslı bir kavga olan oyunlarınızda. Kirli sevinçlerinize ortak etmeyin beni. Gözyaşlarınızı da paylaşmıyorum. Yalan övgülerinize ihtiyacım yok.Gıyabımda kesinleşmiş hükümler verin.Bir sürgün nereye sürülebilir? Gölgeler kelepçeye vurulur mu?Çekilin, yürümediğiniz yolları(mı) kirletmeyin.!