Kümes bakıcısı Agat diye bir kitap. O sıralar elime bu türden çok kitap geçseydi okumayı bırakırdım yüzde yüz. Neyse ki İkincisi Don Quijote oldu. Ama ne kitaptı! Tahtadan kılıç ve zırh yapmıştım da vurduğum gibi ikiye bölüyordum her şeyi.
GECENİN İÇİNDEN BiTKiLERE, HAYVANLARA SESLENİŞ
Biz yaşayanlar ayn değiliz birbirimizden
Önce bunu söylemeliyim size
Sonra bütün güzel şeyleri sevmekte
Beraber olmalıyız derim
Değil mi ki bu dünya ailesindeniz
Bize bu düşer bu savaşta
Kötüye karşı hep bir olmalıyız
Bütün işlerin iyi gitmesinde bir
Ve şunu bilmeliyiz ki zaten
Bir başına yaşamak, yaşamak değildir
Bilsek nehirler bizden habersiz yaşarlar
Bilsinler ki hiç yaşamamışlardır
Sebepsiz değil iyinin yaşamasını istediğimiz
Karşı koymamız ölüme
Daha iyi bir hayat içindir şüphesiz
Şüphesiz bunun manası dünyamızda
Başka türlü anlaşılmaz elbet
Bunca çalışma bunca didinme
Ben size şunu derim ki kardeşler
Bizsiz güzel değil bu dünya
Bizsiz mesela gökyüzü genişlemez
Biz bugüne bugün dünyada
Güzel diye bildiğimiz ne varsa
Dört elle sarılmalıyız, o kadar.
Okuduğu birkaç milyon kitabın kafasına yığdığı o nihayetsiz malûmata okumayıp da, “okudum” diye iddia ettiği birkaç kentrilyon risalenin sayıları da ilâve edilecek olursa zekâsının...
hayır hayır, dehasının dehşetinden titrememek kabil değildi.