Söz ve jestin kişiliğin geçerli anlatımları olduğu ender hallerde bile, söz de jest de kişiliğin kataraktından geçerken anlamlarını yitirirler. Ya kendimiz için konuşuyor ve davranıyoruzdur -ki bu durumda söz ve davranış bize ait olmayan bir akıl tarafından çarpıtılır ve anlamlarından boşaltılır; ya da başkaları için konuşuyor ve davranıyoruzdur -ki bu durumda da söylediğimiz ve yaptığımız şey bir yalandır.
Filanca’lardan ayrıldığınızda Falanca’ları ziyarete gidersiniz; Filancaların aptallığı, fesatlığı, sefil durumları ortaya dökülür. Falanca’ların basiretine hayran olur, başlangıçta Filancılar’a itibar ettiğiniz için utançtan kızarırsınız. Ama onları tekrar ziyarete gittiğinizde bu kez onlar, aşağı yukarı aynı yöntemlerle Falancılar’ı didik didik ederler. Bir evden diğerine gitmek, iki düşman ordugahını ziyaret etmek gibidir. Yalnız her bir taraf diğerinin yaylım ateşini hiç işitmediğinden bir tek kendisinin silahlı olduğunu zanneder. Aynı silahlara sahip olduklarını ve güçlerinin, daha doğrusu zaaflarının aşağı yukarı eşit olduğunu anladığınızda ateş edene hayran olup ateş edileni küçümsemekten vazgeçersiniz. Bu da bilgeliğin başlangıcıdır. Esas bilgelik her iki tarafla da görüşmeyi kesmektir.