"Çağımızda geçmiş yüzyılların bilmediği, kısa ömürlü bir yaratık yaşıyor. Sinemadan çıkmış insan. Gördüğü film ona bir şeyler yapmış. Salt çıkarını düşünen kişi değil. İnsanlarla barışık. Onun büyük işler yapacağı umulur. Ama beş-on dakikada ölüyor. Sokak sinemadan çıkmayanlarla dolu; asık yüzleri, kayıtsızlıkları, sinsi yürüyüşleriyle onu aralarına alıyorlar, eritiyorlar."
"Hayır," dedi Klara. "Delilik kendini anlamıyor, normallik de kendini anlamıyor. Deliliği ve normalliği ayıran şey korkudur. Normallik delilikten korkuyor, delilik de normallikten. Eğer delilik normalliğin gerçekliğini kabul ederse, gerçek dışı yarattıklarını görür ve onlar da yok olur, onların yok olmasıyla delilik de yok olur. Eğer normallik deliliği dikkatlice incelerse, orada sadece delilik için değil, kendisi için de dayanılmaz gerçekleri görür, dış cephesi patlar, zırhı kaybolur, yanında taşıdığı normallik dediği bütün anormallikler ortaya çıkar ve bu yıkılan normalliğin yerinde delilik hükmeder. O diğer şeyle yüz yüze gelmek delilik için de normallik için de ölüm demek, kendi karşıtına dönüşmek demek."