Sen bunu hiçbir zaman anlayamayacaksın,” dedi, ”çünkü sen hiçbir zaman hiç kimseyi
sevmedin; senin kalbin yok, sen Madame de Genlis’ten başka bir şey değilsin ve senin en büyük zevkin başkalarını mutsuz etmek.” (1.cilt s.77)
İşte o zaman, çoğu kez bir özlem duyuyorum ve şöyle haykırıyorum: “Keşke bu hislerimi anlatabilseydim! içimde çağlayıp taşan bu canlılığa bir kağıtta can verebilseydim! Ruhun sonsuz, yüce varlığın aynası olduğu gibi, kağıt da ruhumun aynası olabilseydi…” Fakat dostum, çırpınmak bir işe yaramıyor. İçimde ki bu hislerin ağırlığı beni yıkıyor.