#Spoiler içerir#
“Cennet sevmeyi bilenlerindir.”
“Edep ki gönlün aynasıdır. Kişinin pahasıdır. İnsanın haddini bilmesidir.”
“Dünya malını kalbine değil de cebine koymuş olması ne hoş, ne güzeldi!”
Kitap, Peygamber Efendimizin (sav) kızı Hz. Zeyneb’in hayatından bahsediyor. İlk bölümlerde Hz. Hatice validemizin evinde başlayan hikâye akışı daha sonra Hz. Zeyneb’in teyzesinin oğlu Ebul As ile evlenmesiyle devam ediyor. Birbirini çok seven, birbirlerine karşı saygı ve anlayışla mutlu bir yuva kuran, namı dilden dile dolaşan bir evlilik geçirseler de Peygamber Efendimize (sav) nübüvvet geldiği zaman her şey değişiyor. Hz. Zeyneb hiç sorgusuz Müslüman olurken eşi Ebul As Müslümanlığı kabul etmiyor. Birbirlerine karşı sonsuz sevgi ve saygı duymaları bu durumu değiştiremiyor. Hz. Zeyneb, eşine güzellikle doğruyu anlatıp İslam’la şereflenmesini istese de Ebul As atalarım kavmim ne der diye düşünmekten İslam’ı kabul etmiyor. Hz. Peygamberin (sav), Müşrik bir erkekle Müslüman bir kadın evlenemez, ayeti kerimeyle yasaklanmıştır, artık evli kalamazsınız, birbirinize haramsınız emriyle uzun bir ayrılık ve kuvvetli bir sabır dönemi başlıyor.
Ebul As’ın iman etmemesi çok üzücüydü. Kitabı okurken, her anlamda bu kadar iyi birinin iman etmemesi çok sinir bozucu bir durum diye düşündüm. Aslında As da Peygamberimizin (sav) doğru söylediğini, İslam’ın tek ve gerçek din olduğunu biliyordu ama kavminden çekiniyordu. Karısını memnun etmek için kavmini ve atalarını rezil etti demelerinden çekindiği için Müslüman olmuyordu. Ne derler? Belası o zaman da vardı şimdi de var. Toplumumuzda tesettüre girmek isteyen ya da namaz kılmak isteyen bir kişi acaba insanlar ne der? Benimle dalga geçerler mi? Küçük görürler mi? düşüncesiyle namazdan, tesettürden vazgeçiyorlar. Asırla geçse de ne derler?
#Spoiler İçerir#
“Sizden biriniz, kıyamet günü, sabahtan akşama kadar doldurduğu, içerisinde bulunanların çoğu dünyasına ve ahiretine fayda vermeyen şeylerle dolu olan kitabı açıldığı zaman utanmaz mı?”
“Hasan-ı Basri (ra) der ki: “Sana dedikodu getiren, senin de dedikodunu yapar.”
“Vüheyb b. Verd (ra), Ramazan Bayramı’nda gülmekte olan bir topluluğa baktı ve şöyle söyledi: Şayet bunlar günahları bağışlanmış kişilerse, şükredenler böyle yapmaz. Eğer bağışlanmamışlarsa, korkanlar böyle yapmaz.”
Kitap, dilin, malayani konuşmak, fuzuli konuşmak, yapmacık konuşmak, sövmek ve çirkin sözler söylemek, lanet etmek, alay etmek, sırrı yaymak, söz taşımak, gıybet etmek gibi yirmi afeti olduğunu ve bunların insanı zarara sokacağından bahsetmiş. Dil tehlikesini ve buna karşı susmanın ne kadar faziletli olduğunu anlatıp konuları Ayet-i Kerime, Hadis-i Şerif ve dini kıssalarla desteklemiş. Yanlışını gördüğün bir kardeşini tenha bir yerde uyarmak gerektiğini, uyarırken hatasını bildiğin için mutlu bir şekilde değil üzülerek uyarmak gerektiği gibi iyi bir Müslümanın nerede nasıl davranması gerektiğiyle ilgili uyarılar yapılmış. Bana kitabı birkaç cümleyle özetle deselerdi önce kişinin genel olarak susması gerektiğini, kişinin kendisini ilgilendirmeyen konularda konuşmaması ve o konularla ilgili susması derdim. Kitabı okudukça bizi ilgilendirmeyen ne kadar konu varsa hepsiyle ilgili konuştuğumuzu fark ettim.
Meleklerin konuştuklarımızı her an kaydettiğini unutuyoruz. Fark etmeden sarf edilen cümleler insanı helake sürükleyebilir. Bu sebeple kitabı okudukça konuşma noktasında çok cesur ve korkusuzca davrandığımı anladım. Konuştuklarımın sürekli kaydedildiği farkındalığı beni korkuttu. Ya büyük konuştuysam ya yanlış bir şey istediysem endişesi duydum. Bu sebeple susmanın ne derece
Dil Belâsıİmam Gazali · Semerkand Yayınları · 201416,9bin okunma