‘Narcissos bana göre kendine aşık bir şaşkın değil, kendine Yabancı biri…kim olduğunu bilmiyor, kendini tarif edemiyor. Kendine yabancı…Hatta sudaki aksini bile tanımayacak kadar yabancılaşmış kendine ama farkında bile değil…’
‘Bul bakalım kafiyelerini: Âh.’
İsmail bir çırpıda saydı: ‘Râh, Ervâh, gâh, tecelligâh, agâh, nigâh, İkrâh, iflâh…. ‘
Biraz düşündü, ekledi:
‘günâh da âh’la kafiyelidir. Oda siyâh’la, simsiyâh’la, vâh’la, eyvâh’la. Lakin hepsi de Allah'la. Âh’tir kafiyelerin en güzeli’…