İnanıyorsanız en üstünsünüz. Zafer ise elbette inananlarındır ve zafer yakındır. İşte bizim davamız budur. Ne mutlu bu hak davada canla başla koşanlara.
Siyonizm, diğer ibadetlere karışmıyor, ancak sıra cihada gelince mani olmak için her şeyi yapıyor. Bütün gücünü seferber ediyor. İstediğin kadar namaz kıl, oruç tut, ona karışmıyor. Ama devlet nizamına, devlet yönetimine gelince İslam'ı sokmuyor. Bunun için 200 yıldır
irtica kampanyası yapıyor. Müslümanları sadece namaz kılan birer köle haline getirmeye çalışıyor.
O halde biz ne yapacağız?
Hukukta bir kural vardır: "En kuvvetli delil düşmanın şehadetidir." diye. Mademki
düşman en çok cihattan korkuyor, o zaman biz de en çok cihada sarılacağız. Aksi halde dünyada zaten ezildiğimiz yetmezmiş gibi bir de ahiretimizi de kaybederiz. Bu durumda cihattan başka hiçbir çare de yoktur.
Bunun için 9 tane "İ"yi çok iyi bileceğiz.
Nedir bunlar:
• İnanç sahibi olmalıyız; güçlü bir imana sahip olmayan, zorluklar karşısında mücadelesini sürdüremez.
•İhlas sahibi olmalıyız; mevki, makam, şan, şöhret
peşinde koşmamalıyız. Riyadan uzak bir şekilde Allah rızası için çalışmalıyız.
•İttika sahibi olmalıyız; Allah'tan başkasından korkmamalı, fikrimiz sorulduğunda çekinmeden doğruyu söylemeliyiz.
•İttifak içinde olmalıyız; birlikte olduğumuz arkadaşlarla ihtilafa düşmemeli ve çekişmemeliyiz. Çünkü hoşgörülü olmak kemalattandır.
•İyi ahlak sahibi olmalıyız; gıybet, dedikodu, haset,
kibir, kin, iftira gibi hasletlerden uzak durmalı ve kulis
yapmamalıyız. Bu, nefse esir olmakla değil, nefsi terbiye etmekle mümkündür.
•İhsan sahibi olmalıyız; bize verilen görevi en güzel şekilde titizlikle yapmalıyız.
•İstişare ile çalışmalıyız; benim dediğim olacak diye tutturmamalıyız. İstişarede fikrimizi söylemeli, irfan sahibi olmalıyız. İrfan, "Benim düşüncem de yanlış olabilir." demekle başlar.
•İtaat etmeliyiz; alınan kararları yerine getirme konusunda başkana itaat etmeli, aksaklık göstermemeliyiz.
•İstikamet sahibi olmalı, cihat ederken İslam'ın diğer emir ve ibadetlerinin tamamına riayet edip ibadetlerimizi terk etmemeliyiz.