Pia Mater nöro roman türünde okuduğum ilk kitap. Serkan Karaismailoğlu'nun okuduğum ilk romanı aynı zamanda.
Akıcı bir kitaptı ama sürükleyici değildi. Daha merak uyandırıcı olmasını isterdim ki kurgusu buna çok müsaitti.
İlahi bakış açısı sebebiyle duygu yoğunluğu çok yüksek olabilecek yerlerde hiçbir duyguyu hissedemedim. Karakterlerle bağ kuramadım ve yaşadıklarını içselleştiremedim. Zaten birçok karakter sönük kalmıştı bir ara uğrayıp gittiler sanki.
Kitabın başları kafa karıştırıcıydı, karakterlerin özelliklerini ve aralarındaki ilişkileri not alarak okumak zorunda kaldım.
Kurgu tahmin edilebilir değildi, birçok kez ters köşe oldum. Karakterlerin bağlantılarını tahmin etmeye çalışmak çok zevkliydi.
Serkan Karaismailoğlu vermek istediği bilgileri okuyucuya anlaşılır ve bir dille sunmuş, birçok terimi bilmememe rağmen okurken zevkle okudum. Bilgi hazinemi oldukça genişleten bir kitaptı. İkinci kitabı en kısa zamanda okuyacağım.
SPOİLER
Ben Uras ölmemiştir diye düşünmüştüm ama yanılmışım. Perit Meryam'ı sevmiyorken perişan beni olması bir yandan sinirlendirdi ama bir yandan "beter olur inşallah" diyerek okudum süründüğü sahneleri. Alef beni baya şaşırttı, hikayede bu kadar büyük bir rolünün olacağını tahmin ediyordum ama böyle bir karakter olarak değil. Vera çok berbat bir karakterdi gerçekten keşke çok daha fazla vicdan azabı çekmesini istedim. Tesla'nın yaşadıkları çok fazlaydı, kimse kızı düşünmüyordu herkesin kendi çıkarına göre hareket etmesine delirdim. Kitabın sonu gayet güzel bitti bence ikinici kitabın da fragmanı gibiydi.
"Bugün ilk kez kendi gözleriyle gördükleri bu yabancı dünyanın onlara gelecekte neler getireceğinden duydukları dehşet ürpermelerine neden oluyor. İçine adım attıkları, yürüyerek geçmeleri gereken kapkara bir orman gibi karşılarında karanlık ve tehditkâr bir şekilde yükselen hayattan korkuyorlar."