Sadocan

Askerlik, genellikle insanların ahlakını bozar, onları tam anlamıyla işsiz güçsüz bir duruma, yani aklı başında ve yararlı işlerin yapılmadığı bir duruma sokar, insanlığın ortak görevlerini yerine getirmekten ayrı tutar, bu görevlerin yerine alayın, üniformanın ve sancağın resmi onurunu ve bir yandan başka insanlar üstünde sınırsız bir egemenliği, öte yandan da üstlerine karşı köle gibi boyun eğmeyi getirip koyar.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Bu korkunç değişikliğin tek nedeni, kendine inanmayı bırakıp başkalarına inanmaya başlamasıydı. Kendine inanmaktan vazgeçmiş, başkalarına inanmaya başlamıştı, çünkü kendine inanarak yaşamak çok zordu: Kendine inandığında sorunlarını kolay sevinçler arayan hayvansal “ben”in yararına değil, neredeyse her zaman bu hayvansal “ben”e karşı koyarak çözümlemesi gerekiyordu; oysa başkalarına inandığında ortada çözümlenecek bir sorun olmuyordu. Her şey zaten çoktan çözümlenmişti, hem de ruhsal “ben”e karşı, hayvansal “ben”in yararına çözümlenmişti. Ayrıca kendine inandığı sürece hep insanlar tarafından ayıplanmışken, başkalarına inandığında çevresindeki insanların övgüsünü kazanıyordu.
7/10
·228 syf.··
Beğendi
·
2017 16. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2017 11:37
Açıkça söylemem gerek, kitaptan beklentim büyüktü. Büyük bir hevesle başlamıştım fakat bitirdiğim de aynı duyguları maalesef hissedemedim, aksine biraz da sinirliyim doğrusu. Kim bilir, belki de bu benim eksimliğimdir. Kitap, grevde ki işçilere öncülük etmeye çalışan iki devrimci'nin başından geçenleri anlatıyor. Evet neredeyse diyaloglar birkaç kişi etrafında dolaşıp durmuş desem sanırım haksızlık etmiş olmam. Farklı karakterler, grev kırıcılar, mülk sahipleri vb arasında ki diyaloglara da yer verilse daha iyi olurdu diye düşünüyorum. Bu yanıyla bence eksik kalmış. Bunun dışın da okuyanı pek sıkmayan akıcı bir dille yazılmış. Okuyacak olanlara haksızlık etmemek için kitabın içeriğine pek girmek istemiyorum. Ancak kitap hakkın da genel olarak birkaç şey söylemesem olmaz. Doğası gereği hiçbir grev sadece ücretler artırılsın, şartlar iyileştirilsin veya hiçbir anlamda uzlaşamayacak iki sınıf şiddete başvurmadan mutabık kalsın diye yapılmaz. Asıl amaç; ezilen emekçilerin birliğini sağlamak, dostu düşmanı ayırt edebilmesi için bilinçlendirmek ve kavganın meşruluğunu kavratmaktır. Tabii bunun yanın da birkaç tali neden de sayılabilir ki, bunlar da ender olarak zamana ve mekana göre önceden sezilemeyen gereksinimlerden kaynaklanabilir. Kitap da anlatılan iki devrimcinin asıl amacı da bu, buraya kadar hiçbir sorun yok. Fakat devrimcilik, zafere giden yolda her yol mübahtır mantığı ile icra edilemez, edildiğin de ise adı devrimcilik olmaz. Emeği için grev kararı almış emekçi kitlesi en cesur kararı vermiş demektir ki devrimci kişilik için sağlam bir potansiyeldir bu. Sırada ki görev onları bilinçlendirmek, öfkelerini doğru hedefe yönlendirmektir, bir kaç kişiyi düşmana katlettirip kargaşa yaratmak değil. Fakat kitapta öyle bir anlatılmış ki, sanırsınız halktan değil bir
Bitmeyen KavgaJohn Steinbeck · Sel Yayınları · 20167,6bin okunma

Sadocan

, bir kitap okudu
7/10
·228 syf.··
Beğendi
·
26 günde okudu
·
2017 16. kitabı
John Steinbeck
8.4/10 · 7,6bin okunma