DERİN ZAMAN
Ben senin sınırlı gövden ile beni sonsuz sarmanı diledim.
Kışı ve kışın kalbimde ağırlaşan meyvesini, çiy düşmüş, soğumuş, donmuş bir dili hatırlamak için
Uykum seninle kışın kolları arasında devrilerek dönerek tamamlansın, içimde kuzeyin kuşları sussun istedim. Beni bu siyah boşluğun içine bırakma, derin bir zaman istedim senden, ama bana onu verme! Ne kışa ne yaza uygun kalbim, çatlat aramızdaki donmuş dili, yokluğunun sebebini anlatamadım kendime, yokluğun ne vakittir karlı bir tepe gibi içimide.
beni büyüleyen o kimyanın boşluğunda durup yalvardım:
Ayağa kalk, yaklaş, dilini döndür ağzında, de ki:
Ben onunla denizin dövdüğü dilsizzz taşlar üstünde sustuydum.
Yazan kişi, dünyanın en büyük gücüne yeltenmiş kişidir-bunun en büyük güç olduğu da şuradan bellidir ki, kişinin giriştiği bu iş, dünyanın en güç işidir...
Kişi, yazıyorsa, güçlüdür ama işi de güçtür...
Yazan kişinin güçlülüğü, yazma işinin güçlüğünden gelir.
Yazmak güçtür; ama, yazan, güçlüdür.
Gücümüz, zorlanmamızdan gelir ancak güç bir işte zorlanan, zorlu bir gücün peşindedir:-Güç bir güçlülük, zor bir zorunluk...
Zor bir güç; güçlü bir zorunluk...
Muhakkak ki göklerin ve yerin yaratılışında, gece ve gündüzün 'birbiri ardınca gelip gitmesinde' (ve uzayıp kısalmasında) akl-ı selim sahipleri için (Allah'ın birliğine ve kudretine ait ibret verici) deliller vardır.
Sayfa 74 - Server Yayınları (Âl-i İmrân Sûresi-190.ayet)·Kitabı okuyor