Zaaf.

Zaaf.
@Saltteacher
Solup gitmiş lavanta | instagram.com/saltteacher
Dkab | Öğretmen
Bursa
59 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
8/10
·68 syf.··
Beğendi
·
2020 15. kitabı
Keşke doktor ve hasta arasındaki diyaloglar daha bi’ çok olsaydııı! Altıncı Koğuş Başlangıçta bir hastanedeki genel günlük rutin yaşamı ve karakter tanıtımını yapan kitap tımarhanedeki bir hastayla -emin değilim, hasta olan kimdi? O mu dışardakiler mi?- bir doktor -ve yine emin değilim doktor olan bu mu, tımarhanedeki mi?- arasında geçen felsefi düşünceler ve diyaloglar ile derinleşiyor. Okurken elbette direkt bir mana veremeyebilirsiniz bu neden yazılmış diye düşünebilirsiniz ancak dönemini ele aldığınız taktirde yazarın bu hikaye yoluyla çevresindeki yolsuzluğu ve devlet/devlet memurlarının bunlara karşı kayıtsızlığını eleştirmekte. Bunların yanı sıra bize de “Dışardasınız ama asıl deli olan içerdekiler değil” der gibi göz kırpmakta Doktorun düşünürken ve kendisi gibi bir düşünce adamı bulamazkenki halleri bana Dostoyevski’nin Yeraltından Notlar’daki karakterini anımsattı. Tek fark o kendini bir şeylere ve birilerine sürekli olarak zihninde ispatlamaya çalışıyordu, burada ise her şeyin farkında olduğunu düşünen bir adam tümüyle sessizliği seçmiş durumda. Burası biraz spoiler içerir! Her şey hakkında bir fikri olduğunu düşünen, ancak tımarhaneye düştükten sonra işin aslının öyle olmadığının farkına varan doktor, baştan beri İvan Dmitriç’in anlatmaya çalıştığı şeyi anlamış oluyor. Ancak bu bittabî pek bir şey ifade etmiyor, bir şeyi nasıl bilmekle yaşamak birbirinden farklı, burada varlığını kabul etmeyen bir adam, doktor Andrey Yefimıç gerçeği tadarak öğreniyor. Zamanında sessiz kaldığı ve görmezden geldiği tüm o haksız davranışlarla, sırf kendince bir fikir adamıyla -ancak topluma göre deli- vakit geçirmeye başladığı için kendisi de yüzleşmek zorunda kalıyor. Okunabilecek kısa ve güzel bir kitap, şöyle diyişi durup düşünmeme neden oldu: ‘İnsanın bütün varlığı,
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,2bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim

Zaaf.

, bir kitap okudu
8/10
·68 syf.··
Beğendi
·
2020 15. kitabı
Anton Çehov
8.1/10 · 87,2bin okunma
9/10
·158 syf.··
Beğendi
·
2020 14. kitabı
Bayağı bir düşündüm, ne söylenir ne denir.. Yazar burada ne demek istemiştir. Bir yere varamadım, zihnimde vardım da, aktarabileceğimden pek emin değilim. Kitabı bir markette çok çok düşük bir meblağa bulmuştum ve Dostoyevski hakkında en ufak bir fikrim yoktu doğrusu. Nasıl bir yazar olduğunu falan bilmiyordum Bir yere gidecektim sanırım elim boş kalmasın diye almıştım. Ancak şimdi kendisini daha çok tanımaya karar verdim kesinlikle en yakın zamanda İnsancıklar’ı da okuyacağım Öncelikle kitap 2 bölümden oluşuyor, ‘yeraltı’ ve ‘notlar’. Eminim okuyan herkeste farklı bir tat bırakmıştır ancak ben yeraltı bölümünde kaldım. Bir insanın zihin içindeki karmaşası, tezatlıkları, kendi içiyle savaşlarını satır satır dökmüş üstat. (Yorum sonuna en çok beğendiğim kısmı alıntılayacağım) Bu tezatlıklar içinde ilk başta karakteri tanımaya çalıştım ben, nasıl bir insandır doğruları nelerdir bunları seçmeye çalışıyordum. Siz sakın yapmayın çünkü kitabı 4. kez baştan okuma sebebim bu olabilir Başlangıçta biraz zor gibi geliyor ne anlatmak istediği dağınık, parça parça gözüküyor ama eğer yargılamadan okursanız kendi zihninizdeki tezatları da bir nebze olsun burada görebileceksiniz. Belki de onun için karakterin bir ismi yoktur, bilemem. Herman Hesse Dostoyevski için; "dostoyevski ancak kendimizi berbat hissettiğimizde, acı çekebilme sınırımızın sonuna varmışsak ve yaşamı bütünüyle alev alev yanan bir yara diye algılıyorsak, eğer artık yalnızca çaresizliği soluyorsak ve umutsuzluğun binbir ölümünü yaşamışsak, işte ancak o zaman okumamız gereken bir yazardır." demiş. Zamanlama konusunda doğru muydum bilmiyorum ancak ilk 3 okumamda yarım bırakmamdan da anlaşılacağı gibi kafama bir şey yağmamıştı Bitirdiğimde aldığım keyifse ön okumalarıma bedel oldu. Ne diyorduk, ikinci bölüm ‘notlar’.
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 2025159,5bin okunma

Zaaf.

, bir kitap okudu
9/10
·158 syf.··
Beğendi
·
2020 14. kitabı
Fyodor Dostoyevski
7.9/10 · 159,5bin okunma
8/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2020 13. kitabı
Kitabı okumadan önce bilmiyordum, Amok kelimesi bana sadece bir yarış çağrıştırıyor gibiydi. Kendimi bir at yarışında bulacağımı sanarak başlamıştım kitaba doğrusu, hipodrom falan bekliyordum. Yanılmışım, tüm dünyada “cinnet” durumu için kullanılan bir tabirmiş. Ha evet ne diyorduk, amok. Bir kadının zihnini nasıl bu kadar örtük biçimde, yalnızca birkaç cümleyi onun ağzından kurduğu halde bana bu kadar güzel aktarabildi anlamış değilim. Kitap bir doktorun hastasıyla ilgili oldukça ilginç bir deneyimi hakkında. Gururlu ve burnundan kıl aldırmayan bir kadın var ortada ve saygı görmek isteyen, karşısındakinin acizliğinin ayakları altına serilmesini isteyen bir doktor. Ta ki o da bir “amok” oluncaya kadar. Aslında biraz uzaklaşıp bakınca Stefan Zweig’ın da bir ‘amok’ olduğunu görebiliriz. Çünkü o da bir şey uğrunda hayat boyu koştu, koştu fakat sonunda kendini de öldürdü. Tıpkı diğerleri gibi. Düşününce sanki, tüm erkekler bir miktar amok gibi, değil mi? “Eğer bir kadın bir erkeğe hükmederse alçakgönüllülük ortadan kalkar. Erkek kadını her istediğine hazır, sessiz ve itaatkar görürse onu mutlu eder. Bu da erkeği kölelikten zevk almaya iter. Şimdi anladınız değil mi beni paramparça eden olayı? Bir kadın aniden gelir ve kibir nefret doluysa insanı parmak uçlarına kadar kilitler. Aynı zamanda gizemli olduğu için insanı etkiler. Bir de önceki tutkulu anları hatırlatır. İşte bu tür kadınlar böylesine yalnız bırakılmış, aç kalmış, insanlardan uzak kalmış adamlardan birini kafeslerse onu bir canavara dönüştürür.” “Tabutun peşinde koşan bu köpek inliyor işte. Artık amok koşucusu yok. Sonunda kendine son verdi. Umarım ben de sona gelmişimdir.”
AmokStefan Zweig · Maviçatı Yayınları · 2019134,7bin okunma