"Hayat idealini anlatmaya devam et... Evet, civarda iyi dostların olacak, sonra? Günlerini nasıl geçirirdin?"
"Şöyle, sabah kalkardım," diye söze başladı Oblomov ellerini ensesine koyarak, yüzüne bir huzur ifadesi yayıldı, artık zihninde köye varmıştı. "Hava harika, gökyüzü açık, masmavi, tek bir bulut yok," dedi, "planda tasarladığım evin bir cephesinde doğuya, bahçeye, tarlalara bakan bir balkon var, diğer cephesi de köye bakıyor. Karımın uyanmasını beklerken üzerime robdöşambrımı geçirir, sabah nemini solumak için bahçede dolaşırdım, orada bahçıvanı bulurdum, çiçekleri birlikte sular, çalıları, ağaçları budardık.
Bir tek veya milyon, fark etmezdi. Çünkü birinin ölümü her birinin ölümü gibiydi. Çünkü her insan bir evrendi ve her ölüm evrenin sönüşü demekti. Bu yüzden bir tek masumun dahi öldüğü yerde hiçbir haklı gerekçeden söz edilemezdi. Savaş insanı canavarlaştırıyordu ve insanın insana ettiğini kimse kimseye etmiyordu.
"Canlılar bir şey bilmez. Korkmadan ya da hiç olmazsa dehşete kapılmadan bir insanın nasıl ölebileceğini bana siz öğretin ölüler. Ölüm de yaşam gibi anlamsızdır çünkü."
Mustafa Kemal, Büyük Harp'e girmek aleyhinde idi: Kafa ve sanat adamı olduğu için!
Mustafa Kemal Kurtuluş Harbi'ni bırakmak fikrinde asla bulunmadı: Vatan adamı olduğu için!
İşte size bütün kitabın özü: ilim ve vatan adamı olunuz. Hiçbiri yalnız başına, ne sizi, ne de milletini kurtarabilir.