Hacı Aga karakteri, hayatımda okuduğum en itici ama bir o kadar da "gerçek" edebi figürlerden biri. Hidayet onu öyle bir çizmiş ki, nefret etmemek elde değil. Adam hem bir din bezirganı hem bir karaborsacı hem de her devrin adamı olmayı başaran bir siyaset bukalemunu.
Beni en çok sarsan şey, Hacı Aga’nın dindarlığı bir inanç olarak değil, tamamen bir pazar sermayesi olarak kullanması oldu. Alnı secdeden kalkmayan ama ruhu tamamen paraya ve güce köle olmuş bu adam, aslında Doğu’nun makus talihinin bir özeti. Sadık Hidayet, kutsal değerlerin arkasına saklanarak her türlü ahlaksızlığı meşrulaştıran o ikiyüzlülüğü yüzümüze adeta bir tokat gibi çarpıyor.