"İnsanlar fethedilmekten hoşlanmazlar efendim, bunu kabul etmezler. Özgür insan savaş çıkaramaz ama savaş başlamışsa yenilgiye rağmen savaşmaya devam eder. Sürü insanları, bir liderin takipçileri bunu yapamaz, bu yüzden de muharebeleri sürü insanları, savaşları özgür insanlar kazanır. Siz de bunun böyle olduğunu göreceksiniz, efendim."
John Steinbeck'in kendi kitaplarında evrensel temaları işlemesine bayılıyorum. Açlık, yoksulluk, arkadaşlık, adalet, haksızlık, savaş, açgözlülük... Böyle kısacık kitaplarda vermek istediği mesajı verip, üzerimizde büyük bir etki bıraktıktan sonra sonunu açık uçlu bırakması gerçekten muazzam ya. Ay Batarken'in konusu ise hiçbir zaman adları söylenmese de bir Nazi ordusunun yıllardır savaş görmemiş bir kasabayı işgal etmesi üzerine halkın gizli bir direniş başlatmasıdır.
Kitapta insanların o özgür ruhu, o içten içe biriken öfke ve nefretleri çok güzel anlatılmış. Kitabı okurken siz de o savaş psikolojisi içine giriyor, odalardaki toplantılara siz de dahil oluyor ve direnişin bir parçası haline geliyorsunuz. Ayrıca John Steinbeck'in savaş psikolojisini her iki taraf için de -fetheden ve fethedilen- çok güzel analiz etmiş olması, her iki taraf için de onların duygu ve düşünce durumlarını çok açık bir şekilde ifade etmesi, savaşı ve insanların durumlarını çarpıcı ve gerçekçi bir dille ifade etmesi gerçekten çok çok başarılı.
Kitapta dikkatimi çeken bir diğer nokta ise Belediye Başkanlığı konusuydu. Belediye Başkanı'nın halkı yönettiğini değil, halkın Belediye Başkanı'nı yönettiğini, kararları halkın aldığını anlatmış bizlere. Ve şöyle bir söz geçiyor kitapta:
"Belediye Başkanı özgür insanların yarattığı bir fikirdir, tutuklanamaz."
Bu cümle bize birçok şey ifade ediyor aslında. Halkçılık'a ve Demokrasi'ye yapılan bu atıflar çok güzeldi