Samet Mete

Samet Mete
@SametJoanne
Instagramda kitap hesabım:booksofchromatica
Tıp Fakültesi
9 okur puanı
Kasım 2019 tarihinde katıldı
9/10
·65 syf.··
2021 6. kitabı
Gerçekten çok beğendim. Bu 50-60 sayfalık ince kitabı böyle beğeneceğimi düşünmezdim. İlk defa deniz ve denizcilik temalı bir klasik eser okudum. Ve bunun son olmayacağını da anladım. Joseph Conrad'ın diğer eserlerini hemen listeme ekledim, yazım diline bayıldım. Konusundan fazla bahsetmeme gerek yok ama sanırım kısaca şöyle diyebilirim. Bazen hayatımızın beklenmedik bir anında beklenmedik birileri girer hayatımıza. Her zaman kalıcı olmasalar bile etkileri üzerimizde güçlü olur. Sır Ortağı ise bu konuya değiniyor diyebilirim. Hiç tanımadığı bir gemiye ilk defa kaptanlık yapacak bir karakterimizin beklenmedik bir misafirle geçen birkaç gününü anlatıyor. Kendisine ve çevresine yabancı iki insanın fısıldaşmalarla ve gözlerle olan iletişimini okuyoruz. Etrafına yabancılaşmış birinin duygu ve düşünce durumunu okuyoruz. Yapılan empatiyi ve fedakarlığı okuyoruz. Bazı sahneleri nefesim kesilerek okudum. O gemide ben de onlarla beraber yolculuk ettim, onların hissettiklerini ben de hissettim. Gemide bir yandan emir verirken bir yandan yakalanmamaya çalıştım. Kısa bir eser olmasından dolayı oturup çabucak bitirilebilecek bu eser size güzel bir okuma sağlayacaktır diye düşünüyorum. Şahsen yukarıda da dediğim gibi bundan sonra Joseph Conrad, Herman Malville gibi yazarların eserlerini okumaya devam edeceğim. Bu kitabın da size güzel bir başlangıç olacağına inanıyorum. Tavsiyemdir.
Sır OrtağıJoseph Conrad · Yedi Yayınları · 2020121 okunma
Reklam
10/10
·
Beğendi
Uğultulu Tepeler bilindik romantik aşk eserlerinden çok farklı; kin, öfke ve nefret ile kurulan olay örgüsü, geniş roman kadrosu ve kötü bir karakterin intikam hikâyesi bize Uğultulu Tepeler'in yaşlı kâhyası Nelly tarafından aktarılır. Eserdeki bu katmanlı anlatım, Nelly'nin Lackwood'a, Lackwood'un bize anlatması hoşuma giden noktalardandı. Kitabın ilk sayfaları birazcık karışık gelse de (bu katmanlı anlatımdan ve geniş olay kadrosundan dolayı diye düşünüyorum) kitap gittikçe anlaşılır olmaya ve sizi sürüklemeye başlıyor. Kitapta yaşanan aşk gerçekten benim için farklı bir deneyim oldu. İlginç bir tutkulu aşkın ve karakterlerin birbirlerine bencilce davranmasından kaynaklanan nefretin birleşimi size gerçekten garip duygular yaşatıyor. Şu satırları yazarken bile hala duygu ve düşüncelerimi nasıl ifade edebileceğimi bilemiyorum. Dönemine bakıldığında içindeki duygu yoğunluğu ve karakterlerin davranışları yüzünden döneminde pornografik sayılabilecek bu kitap aradan yıllar geçmesine rağmen hala ilginç ve hala farklı. Kitabın kötü karakteri Heathcliff duygu ve düşünce tarzı bakımından dönemindeki kitap karakterlerinden çok ayrı. Kitap boyunca Heathcliff'e çoğunlukla kızdım ama ona hak vermediğim yerler olmadı da değil. Kendi yaşadıklarının bedelini ödetmesine hak veriyorum ama ikinci kuşağa yaptıkları beni gerçekten üzüp, sinirlendirdi. Kitapta üzüldüğüm tek ama tek karakter ise Hereton oldu. Diğerleri ne yaşadıysa hepsini hak etti. Çoğu okuyucunun favori karakteri Heathcliff olmasına rağmen benim en sevdiğim -ve garip bir hayranlık duyduğum- kişi Catherine oldu. Bencilce davranışları olsa da beni de Heathcliff ve Linton gibi kendine aşık etmeyi başardı. Catherine'e olan sevgimin kaynağını tam olarak açıklayamıyorum ama nedensizce onu seviyorum. Belki de dengesiz
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Can Yayınları · 202557,8bin okunma
8/10
·110 syf.··
2021 1. kitabı
"İnsanlar fethedilmekten hoşlanmazlar efendim, bunu kabul etmezler. Özgür insan savaş çıkaramaz ama savaş başlamışsa yenilgiye rağmen savaşmaya devam eder. Sürü insanları, bir liderin takipçileri bunu yapamaz, bu yüzden de muharebeleri sürü insanları, savaşları özgür insanlar kazanır. Siz de bunun böyle olduğunu göreceksiniz, efendim." John Steinbeck'in kendi kitaplarında evrensel temaları işlemesine bayılıyorum. Açlık, yoksulluk, arkadaşlık, adalet, haksızlık, savaş, açgözlülük... Böyle kısacık kitaplarda vermek istediği mesajı verip, üzerimizde büyük bir etki bıraktıktan sonra sonunu açık uçlu bırakması gerçekten muazzam ya. Ay Batarken'in konusu ise hiçbir zaman adları söylenmese de bir Nazi ordusunun yıllardır savaş görmemiş bir kasabayı işgal etmesi üzerine halkın gizli bir direniş başlatmasıdır. Kitapta insanların o özgür ruhu, o içten içe biriken öfke ve nefretleri çok güzel anlatılmış. Kitabı okurken siz de o savaş psikolojisi içine giriyor, odalardaki toplantılara siz de dahil oluyor ve direnişin bir parçası haline geliyorsunuz. Ayrıca John Steinbeck'in savaş psikolojisini her iki taraf için de -fetheden ve fethedilen- çok güzel analiz etmiş olması, her iki taraf için de onların duygu ve düşünce durumlarını çok açık bir şekilde ifade etmesi, savaşı ve insanların durumlarını çarpıcı ve gerçekçi bir dille ifade etmesi gerçekten çok çok başarılı. Kitapta dikkatimi çeken bir diğer nokta ise Belediye Başkanlığı konusuydu. Belediye Başkanı'nın halkı yönettiğini değil, halkın Belediye Başkanı'nı yönettiğini, kararları halkın aldığını anlatmış bizlere. Ve şöyle bir söz geçiyor kitapta: "Belediye Başkanı özgür insanların yarattığı bir fikirdir, tutuklanamaz." Bu cümle bize birçok şey ifade ediyor aslında. Halkçılık'a ve Demokrasi'ye yapılan bu atıflar çok güzeldi
Ay BatarkenJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 20162,338 okunma
9/10
·396 syf.··
Beğendi
·
2020 56. kitabı
• Hayatımda okuduğum en lanet olası kitaplardan biriydi. Söze nerden başlayacağımı bilmiyorum açıkçası ancak kulaktan dolma "sadece bir yasak aşk" kitabı veya "yabancıların Aşk-ı Memnu'su" cümlesinden daha fazlası bu kitap. 1800'lü yıllarda yeni evlendiniz (boşanma yok o yıllarda) ve henüz evliliğin en başındayken aklınızdaki tek düşünce "Yanılmış olacağım" ise, siz Emma'nın (Madame Bovary) yerinde olsanız ne yapardınız? Doyumsuz, aç ve heyecan düşkünü birisi olup, aşk, tutku, şehvet gibi kelimeler ile çıktığınız bir yolda, ilgisizlik, yetersizlik ve hayal kırıklığı gibi kelimeler ile çakışsaydınız tepkiniz ne olurdu? İçinizi hırs, öfke ve kin kemiriyor iken çektiğiniz işkenceyi eşiniz fark bile etmiyorsa ve hatta sizi mutlu sanıyorsa ne hissederdiniz? Kendiniz için duyduğunuz şefkat içinizde isyan duyguları mı uyandırırdı yoksa "ben iffetli bir kadınım" diyip bu cümlenin verdiği gurur ve zevkle teselli mi bulurdunuz? Kocasını sevmek için birkaç defa girişimlerde bulunup ancak asla başaramayan doyumsuz Emma ve karısını mutlu etmek için her şeyi onun önüne seren Charles'ın psikoloji analizleri ile gerçek hayattan bir çok şey önümüze koyan bu kitap ders çıkarabileceğiniz, dönemi yakından tanıyabileceğiniz, bol duygu ve mekan tasvirleriyle size harika bir okuma sağlayacaktır. Kitabı okurken Emma'nın her hayal kırıklığı ile daha da doyumsuz bir karaktere dönüşmesini, her geçen sayfa daha da ileriye gitmesini kendi gözlerimizle izliyoruz, adım adım nasıl sonuçlanacak diye bekliyoruz. Kitapta yazar taraflı bir duygu hissetirmemesine rağmen o da benim gibi Emma Bovary'i seviyordu. Yer yer sizi çıldırtacak ve öfkelendirecek bu kadın bence edebiyat tarihi için bir devir, bir dönüm noktası ve bir ikondur. Yukarıda da dediğim gibi gerçek hayattan fazlasıyla iz
Madame BovaryGustave Flaubert · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201940,8bin okunma
10/10
·480 syf.··
2020 49. kitabı
Bu eser Jane Austen'in diğer kitaplarına kıyasla gördüğüm kadarıyla daha dikkatle örülmüş, sonu pek aceleye gelmemiş ve yine tabiki de ortaya bir şaheser çıkmış. Ah Emma ah çok sevdim seni, ilk defa bir romandaki karakterle kendimi bu kadar özdeşleştirdim diyebilirim, geç kalmayın hemen okuyun. :)
EmmaJane Austen · Can Yayınları · 202214,1bin okunma