"Sonunda ağladım çünkü hiçbir zaman hiç kimseye gerçekte ne düşündüğümü anlatamıyordum!"
Bu sefer yorumuma bir alıntı ile başlamak istedim. Kitap beni gerçekten çok etkiledi. Mesleğim gereği zaten böyle insanlarla karşılaştığım için nasıl bir hayat sürdürdüklerini biliyorum ama Melody bana belki de o insanların düşüncelerini yansıttı...
Kitaptan bahsedecek olursam ana kahramanımız Melody 11 yaşında bir beyin felçli kızdır. Hastalığı sebebiyle konuşamayan, yürüyemeyen ve ihtiyaçlarını tek başına giderememektedir. Vücudunda tek kontrol edebildiği yer baş parmaklarıdır. Bunların yanında Melody'i diğerlerinden özel yapan bir özelliği vardır. Doğduğundan beri her şeyi zihnine kaydeden muhteşem fotoğrafik hafızası. Bu şekilde bilgileri anlamlandırıp içselleştiriyor ve unutmuyor.
Melody mutlu bir çocuktur. Çevresindeki tüm zorluklara ve zorbalara- böyle demek istemezdim- rağmen kendisini herkese ne kadar zeki birisi olduğunu kanıtlıyor. Melody'in bazı durumlarda yaşadığı çaresizliklere rağmen onunla gurur duyduğumu söylemeden geçemeyeceğim. Maalesef ülkemizde Melody gibi olan çocuklarımıza acımak, onları hayattan dışlamak ya da görmezden gelmek dışında pek bir şey yapılmıyor. Eski zamana bakarak günümüz daha iyi ama yeterli değil. Onları gördüğümüzde yapmamız gereken, acıyıp üzülüp seviyor gibi davranıp sonra da yokmuşçasına hareket etmek değil, onların da her insanla aynı olduğunu unutmamak. Melody her şeye rağmen okuluna, eğitimine ve sosyal hayatına devam ediyor. Melody kendisi gibi özel insanlara umut olmalı...
Kitap bizlere başarmak için engelli veya engelsiz olmanın sorun olmadığını , asıl meselenin inanmak olduğunu hatırlatıyor. Kitabı okurken şu ana kadar tedavisinde yardımcı olduğum hastalar aklıma geldi. Onların iç dünyasında neler yaşadıklarını