4. ... Konuşmak demek, bir kültürü özümlemek, bir uygarlığın yü-künü dilinin ucunda taşıyabilmek demektir her şeyden önce.
Siyah adam bir Avrupa diliyle konuşur. Fransız diline ne kadar hâ-kimse, tam o oranda daha beyaz hale gelir - ya da aslında herhangi bir Batı diline, günümüzde İngilizceye. Yani neredeyse daha ilk andan itibaren siyah adam bir problemle karşılaşmaktadır: Siyahlığın en iyi ihtimalle bir mevcut olmama şekli sayıldığı ya da daha kötüsü tam bir olumsuzluk ifade ettiği bir dil ve söylemde "siyah kendilik" nasıl konumlandırılabilir? Ama sorun sadece dilin kullanımıyla sınırlı da değildir. Bir siyah Fransa'ya geldiğinde, dilden başka şeyler de vardır onu değiştiren. Değişmiştir, çünkü Fransadan sadece Montesquieu'yü, Rousseau'yu, Voltaire i öğrendiği için değil, hekimlerini, kısım şeflerini, uzatmalı çavuştan tutun da, mahalle polisine kadar on ikinci dereceden görevine sadakatle bağlı ne kadar memuru varsa hepsini seri üretim halinde Fransadan aldığı için de kimlik değiştirmektedir. Yani mesele beyaz adamın sadece dili değil, bütün medeniyetidir.Fanon "beyaz" sözcüğü ile Avrupa medeniyetini ve onun temsilcilerini kastetmektedir.