'Tecrübeyi' genellikle yalnızca asgarî tecrübe olacak şekilde tasvir etme alışkanlığı vardır bizde. Bu tasvirde 'nesneler' tecrübenin tamamen dışındadır, hükümler de bu bağımsız şeylere dair "doğru bir şey söylemek-ten" ibarettir. Kant'ın bakış açısı bu nedenle alışılmadık ve şaşırtıcı gö-rünmek durumundadır. 'Nesne' ve 'hüküm' adlarını verdiğimiz şeylerin tecrübede Kant'ın onlara verdiği rolü oynadığını niçin kabul etmeliyiz?
İlk olarak hükümlerin, başka ne yaparlarsa yapsınlar, tecrübemizi birleştirme, farklı tecrübeleri bir araya getirme ve düzenleme yollarını kendimize temsil etmede oynadıkları rol aşikârdır. Elimde tuttuğum nesnenin kırmızı ve ağır olduğuna hükmettiğim zaman, hâlihazırdaki algılarımı genel kavramlar altına getiririm; böylece 'kırmızı' ve 'ağır' saydığım diğer şeylerle ilişkilendiririm. Kehribarın kırmızı ve ağır olduğuna hükmettiğimde, belirsiz sayıda mümkün algıyı (bunlar arasında kehribar parçalarına ilişkin algılarım da olabilir) söz konusu kavramlar altına getiririm. Ayrıca hükümler, tecrübede verili olanı, muhtemel değil de belirli bir mânada zorunlu özellikleri itibarıyla düzenleme yolunu da temsil eder. Hükmün nesnelliğinin zeminini, doğru hükmün sadece o hükmü veren için değil, hükmü dikkate alacak tüm özneler için geçerli kılacak zemini veren de bu zorunluluktur. Zira, hükümde açığa çıkan tezahürler arasındaki düzenlenmişlik, histe verili olmanın muhtemel özelliklerine değil, müdrikenin, tezahürleri sentezlemek suretiyle tecrübeyi mümkün kılan faaliyetine bağlıdır. Bu, hükmün nesnelliğinin zeminini a priori kılar ve bir doğru hükmün geçerliliğini, hüküm verebilen her tecrübe öznesi için teminat altına alır
Ne müdrike ne de hissetme birbirine indirge-nemez. Müdrike, hissetmede verileni düzenleme yetkesine sahip olması bakımından "üstün" olmasına rağmen, yetilerin hiçbiri, bir bilme kaynağı olması bakımından diğerine tercih edilemez, çünkü herhangi bir bilgi için ikisi de gereklidir; ikisinin birlikte çalışması zorunludur. "Bu iki yeti veya kabiliyet işlevlerini değişemezler. Müdrike hiçbir şey görüleyemez, hisler hiçbir şey düşünemez." Hiçbiri diğerinin işbirliği olmaksızın bilgi üretemez: "Muhtevasız düşünceler boş, görüsüz kavramlar kördür." (KrV A51/B75)
Evet, biz toplumlanmızın daha yüksek bir gelişme seviyesine yükselmesini istiyoruz, ancak kendi istemiyle; dahili bir gelişme, dahili ihtiyaçlar, organik bir ilerleme aracılığıyla ve bu gelişmenin biçimini değiştiren, onu engelleyen, onun şerefine gölge düşüren hiçbir dışsal müdahale olmaksızın.