Bana göre ne çok güzel ne de çok kötü bir kitap. İçeriğinde eşcinsel ilişki var. Daha doğrusu ana karakterin arkadaşlarının ilişkisi. Laurel genç yaşta hayata veda eden ünlü kişilere örneğin; Kurt Cobain, River Phoenix gibi kişilere mektup yazarak yaşadıklarını anlatıyor. Ablasının ölümünden sonra dağılan ailesini, yeni okulunu, aşık olduğu çocuğu mektuplarda anlatıyor. İçerisinde az da olsa cinsellik olması benim için önemli olmasa da uyuşturucu, taciz gibi olaylar kitabı severek okumama engel oldu. Bence biraz daha duygusal yazılmalıydı. En çok beğendiğim şey ise kitabın sonunda ablasına yazdığı şiir.
(...)
İkimiz de duyacak kadar büyüdük artık
Sonsuza kadar sevgiyle,
Kardeşin Laurel
Ortaokul zamanımda sorumlu olduğumuz son kitaptı. Beğenmeyerek başlasam da biraz ilerledikçe etkilendiğim bir kitap oldu. Christy Brown isimli beyin felci geçirmiş bir insanın sol ayağını kullanarak hayata tutunuşunu anlatan bir kitap. Tabiki annesi de bu süreç içinde ona çok yardım ediyor ve onu yarı yolda bırakmıyor. Hayata tutunmanın öyküsüdür de diyebiliriz. Yazarın iç çekişmelerini, Tanrı'ya yakarışını ve kendi içinde olan mücadelesini de sık sık görüyoruz. Filmini de tavsiye ederim.
Duygusal biri olduğum için beni ağlatan bir kitap. Özellikle Garrone'nin annesi bölümünde çok ağlamıştım. Bana hayatı, arkadaşlarımı, çevremi tekrar farklı bir gözle bakmamı sağladı. Enrico'nun babasına yazdığı mektuplar çok hoşuma gitti.