...Sibel...

ŞİİR İÇİ HATLARI VAPURU
Nazım Hikmet vapuru deniz ile arasına dökülen asfaltı kırar ve özgürlüğüne kavuşturur salacak iskelesini batmak pahasına Can Yücel vapuru alaycı bir düdük çalar savaş gemilerine ki rakı şişeleri asılıdır can simitlerinin  yerine Attila İlhan vapuru keyfile yarar suları içinde çünkü sevgililer öpüşür ve güvertesinde  sigarasını rüzgara karşı yakan bir katil üşür Edip Cansever vapuru denize yansıyan otel ışıkları altında gider gelir boğazın en uzak iki iskelesi arasında Orhan Veli vapuru evlerine taşırken telaş içindeki insanları 
Şiir
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Kaza Süsü
Biri çıkıp öldürsün beni ve kaza süsü versin cansız bedenime nasıl da sevinirdim ilkokul pencerelerine bayrak asarken doğduğum kazanın  her bayram öncesi süslenmesine Çay bardağı biçiminde yontulsun mezar taşlarım ve yaşamdan bir tek yudum bile alamayacağım için  üstlerine yatay olarak bir de kaşık  konsun Ne başucuma  ne de ayak ucuma dikilsinler biri sağımda diğeri solumda olsun ki görenler mezarı sansınlar bir çocuğun Peşlerinde koşturarak papazı kiliseden çaldıkları günah çıkarma kulübesinde şiir kurtuluş örgütünü kuran kenan evren lisesinden terk çocuklar mutlaka gelirler cenazeme
undefined·Kitabı okudu
Şiir
ŞEMSİYE
Tozlu bir şemsiye durur  çatı katındaki odanın  kuytu bir köşesinde  kumaşındaki eski yağmurların  hüzünlü kokusuyla Anımsar mısın bilmem  yağmurun bardaktan  boşanırcasına yağdığı o günü  hani şemsiyeyi iyice çekip başımıza  dudaklarımla hesaplamıştım  yüz ölçümünü Nicedir sokağa çıkarmıyorum şemsiyeyi  korkuyorum çünkü  kapısı açık kafesinden  uçan bir kanarya gibi  beni ikinci kez terk etmenden Yanıt alamayacağımı bilsem bile  yanına gidip  sorarım her gün şemsiyeye  altında elele  nasıl görünürdük diye
undefined·Kitabı okudu
Şiir
KIRIK KİBRİT
Her kapı eşiğinde çocuk mezarı diye takıldığınız 45 numara ayakkabılarımla içinde etleri çürüyen bir çocuk cesedi taşıdığımı nasıl da bildiniz Hiçbir bardakta dudak payı bırakmadınız bana bir kaşık sesini bile çok gördünüz şekersiz içerek çaylarınızı Bakarak yürüdüm oysa balkonlara  göz göze gelebilmek için çamaşır ipinin arkasına astığı iç çamaşırlarının ıslaklığına sürünerek kanaryasını güneşe çıkaran bir kadınla Yanıma yaklaşıp kibrit istediğinizde ıssız bir adaya düşen yalnız adamın dumanı görülsün diye yaktığı ateşiydi sizlere uzattığım
Şiir
SÖZGELİMİ
Sözgelimi bir cenaze törenine  katılır gibi yürüyorum sokaklarda ve iğneyle tutturulmuş çocukluk fotoğrafım gülümsüyor ceketimin  yakasında Son dileği  asılacağı ipin üstünde yürümek olan bir cambazım sözgelimi cellatın düğümleyerek boynuma geçirdiği ip düşürüyor sonunda beni her gösteride alay ettiğim  yaşamdan Bir mehteranım sözgelimi çalgılar arasında yürürken savaş alanına üç adımda bir geriye döner ve yaşlı gözlerle anarım  sevgilimi...
Şiir