Kitabın içeriğini oluşturan temalar: aşk, ölüm, yalnızlık, benlik, biz fark etmeden bizi etkileyen dış etkenler(deniz, içsel günbatımlarımız, yağmurlu havalar vs). Aslında bu bağlamda iki kişilik masamıza Çehov'u da dahil edebiliriz. Çehov da bizi etkileyen şeylerin, içselimizi oluşturan şeylerin fark etmememize rağmen dışsal bir etkiyle oluştuğunu söyler. Bu yüzden Martı oyunundaki Trigorin karakteri kendini anlatırken hep dışarıdan beslenir, dışarısı onu tetikler. Marcel Proust'u okurken bu etkiyi çokça hissettim. Zaten başlı başına bizi dışarıdan etkileyen unsurları konu aldığı düşünceleri var: ağaçların altı, deniz, limanda yelkenler isimli bölümler var kitapta. Proust hafızamızın da dış etkenlerle çalıştığını çok iyi bilen bir yazar bunu da görüyoruz. Deniz üzerine olan bölümden bir alıntı yapacağım:
"Yeryüzünün yollarından bıkmış ya da henüz o yollara adımını atmadan ne kadar sarp ve sıradan olduklarını tahmin eden kişiyi denizin hem daha tehlikeli hem daha yumuşak, belirsiz ve ıssız, solgun yolları kışkırtacaktır."
Bu bölüm bana İsmet Özel'in dizelerini hatırlattı: "Bu da deniz
Hırs püsküren, toynak durduran
rezeleri yerlerinden oynatan
Vâdeden, vâdeden, vâdeden tesellicimiz.
Bir yanımda kıyısı kışkırtıcı
ufku muallak deniz, bir yanımda
kamu açıklamaları, genelgeler, tahvilat..."
Şimdi Ulus Baker'in söylediği şeyleri çokça anımsattı. Öykümüzün ismi: Madame de Breyves'in Melankolik Tatili. Saplantılı bir aşk hikayesi. Laléande diye bir bey var, hanımefendinin aşık olduğu kişi. Kendimce onun portresini Ulus Baker'in şu sözleri ile açıkladım: "Biz genellikle hafiften sarsak sanki başka bir dünyadanmış gibi görünen, şöyle ya da böyle bir beceriksizlikle hareket ettiğine şahit olduğumuz ama henüz bir acıma duygusu ile bakmadığımız varlıklara dikkat ederiz"
Bu