Selda AYHAN AKBAŞ

Selda AYHAN AKBAŞ
@Sayhan1823
Kitaplarca sevgiler derliyorum yüreğimin kütüphanelerinde. Eskidikçe, tozlandıkça ve zamanı gelip bir okurun eliyle okunmaya açıldıkça... (...)
Shakespeare Yeniden...
Puan vermedi·328 syf.··
2025 49. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 14 Eylül 2025 08:26
Margaret Atwood’un Cadı Tohumu adlı romanı, Shakespeare’in ünlü eseri Fırtına’dan ilham alan ama bambaşka bir dünyada şekillenen, zekice kurgulanmış bir hikâye. Okurken hem edebi bir tat aldım hem de günümüz toplumuna yapılan göndermelerle sık sık düşündüm. Atwood, intikam, adalet, kayıplar ve yeniden doğuş gibi temaları, sürükleyici ve ironik bir dille ele alıyor. Benim için en etkileyici tarafı, olayların sadece bir kurgu gibi değil; hayatın kendisine, insani zaaflara ve güce dair evrensel bir yansıma gibi hissettirmesiydi. Zaman zaman hüzünlendim, zaman zaman gülümsedim ama her sayfada merakla okumaya devam ettim. Spoiler vermeden şunu söyleyebilirim ki, Cadı Tohumu, hem klasiklere ilgi duyan okurlar için hem de güçlü bir modern anlatı arayanlar için büyüleyici bir deneyim sunuyor.
Cadı TohumuMargaret Atwood · Doğan Kitap · 2017165 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·536 syf.··
2025 39. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 14 Temmuz 2025 18:41
Toplumun dışına itilmiş, unutulmuş ya da görmezden gelinmiş insanların sesiyle örülmüş sıra dışı bir roman. Gerçek ile kurmacanın iç içe geçtiği bu eser, bir akıl hastanesinin koridorlarından yükselen hayat parçalarıyla bize insanlığın en kırılgan, en çıplak hallerini hatırlatıyor. Mizahla hüzün arasında salınan diliyle Tunç, hem bireysel hem toplumsal hafızamıza ayna tutuyor. “Aşk beden gibiydi, öldü mü ölüyordu.” “Zaten şu geçmişi boklu dünyada kim akıllı kim deli, hiç belli değildi.” “Yaş ilerleyince anlıyordu insan. Mutluluk öyle gökten zembille inmiyor, itina istiyordu.”
Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa TarihiAyfer Tunç · Can Yayınları · 20195,5bin okunma
Shakespeare'in Prospero'su
Puan vermedi·136 syf.··
2025 46. kitabı
Shakespeare’in son eseri olarak adından bahsettiren fırtına gibi bir kitap "Fırtına", insan ruhunun fırtınalarıyla doğanın görkemini iç içe dokuyan büyülü bir masal perdesi açabilir okuma dünyanızda. Büyücü Prospero’nun söz ve iradeyle şekillendirdiği bir ada, hem intikamın hem bağışlamanın sahnesine dönüşür. Göğe yükselen dalgalar, esen rüzgârlar ve görünmez ruhların dansı, oyunun şiirsel dokusunda kader ile özgürlüğün çatışmasını yansıtır. Fırtına, ihanetin yaralarını, aşkın saflığını ve affetmenin kudretini dile getirirken, okuyucuya da hayatın sahnesinde her şeyin bir oyun, her sözün bir büyü olduğunu fısıldar. Şiirsel havada, mitolojik bir masal tadı beni mutlu eder diyen Shakespeare sevenlere gelsin. "Ve sabah apansızın bastırıp geceyi Karanlığı nasıl eritirse, Uyanmakta olan duyular da Zihinlerini bulandıran Cehalet dumanını kovalamaya başladı bile." "Keşke düşüncelerim de kapansa gözlerim kapanınca." "Biz, düşlerin mayasından yaratılmışız ve uykuyla çevrelenmiştir kısacık hayatımız." "Yaşamak için önce hayatta kalmamızı sağlaya­cak şeyleri bulmamız gerek."
Tiyatro
FırtınaWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20198bin okunma
Puan vermedi·184 syf.··
2021 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2021 01:01
Benim Stefan Zweig'e hayranlığım; yüreğinde gizlediği duygu dünyasını, tüm kitaplarına sihirli bir kalemle çizer gibi resmediyor oluşundan sanıyorum. Hangi eserini okusam, erkek oluşuna rağmen, bir kadının ruhundan ve kalbinden akan hisleri bana geçirdiğini duyumsuyorum. "Clarissa", Sevgili Zweig'in son çalışması olan ve sonunu getiremeden intihar etmesi sebebiyle ardında öksüz ve yarım bıraktığı; 1. Dünya Savaşı sırasında yaşanan hayatları, Orta Avrupa ve Avusturya'nın savaşı algılama biçimini ve "savaş" kavramının insanlar üzerindeki etkilerini yansıttığı bir eser. Bir eserden daha fazlası desem eksik söylemiş olurum çünkü kendi yazdığı kısma kadar öyle bir dünyaya dalıyorsunuz ki sanırsınız sonu hiç gelmeyecek. Fakat eserin sonu, her ne kadar iyi yayıncılar tarafından kaleme alınsa da asla Zweig'e ve onun kalemine yakışır biçimde tamamlanamamış. Bunu, okurken çok net görebiliyorsunuz. Sanki Zweig'in bıraktığı yerden sonrası, duygudan ve derinlikten uzakta kalmış ve yarım yamalak unutulmuş gibi. Nitekim kitabı kapattığımda hala Clarissa'yı düşünmeye devam ettim diyebilirim. Ah, Clarissa! Ender bulunan kadın. Çocukluk yaşayamadan gençliğe, gençliğini anlayamadan kadınlığa sürüklenen ve savaş dünyasında acıyla, umutla, aşkla ve vefayla yoğrulan kadın. Clarissa o kadar çok duyguyu sembolize ediyor ki aslinda; yalnız kalmışlığı, sevgiden yoksunluğu, annelik şefkatini, özlemi, umudu, aşkı mücadele ruhunu... Her okuyan bunları mutlaka hissedip yaşayacaktır. Zweig, diğer eserlerinde de olduğu yalnızca kadın ruhunu yansıtmakla kalmamış, olayların geçtiği savaş yıllarını kaleme alırken, savaş karşıtı kimliğini de yine karakterler üzerinden bize aktarmış. Tarafsız olarak kalabilmenin güç olduğu zorlu mücadele dönemlerinde, savaşın insanları nasıl bir kalıba soktuğunu ve
ClarissaStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201717bin okunma
Puan vermedi·168 syf.··
2021 7. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2021 00:25
Bazı kitaplar vardır, açıp okuduğunuzda tarihten sayfalar çevirdiğinizi sanırsınız fakat bir de bakarsınız ki tarih değil, insan okuyorsunuz. İşte tam da böylesi bir arkadaşla tanıştım. Sevgili Livaneli bu kitabında, Habeşistan'dan köle olarak getirildikten sonra hadım edilip Osmanlı sarayına satılan ve 17. Yüzyıl Topkapı hayatında harem ağası olarak yaşam süren Süleyman'ı konuşturuyor bizimle. Öncelikle arafta kalmış bu cinsel kimliğin yüreğinden ve dilinden dökülenler, usta bir kalemin ruh analizindeki başarısının ilk ispatı. Her ne kadar tarihimizdeki karakterler isimlendirilmemiş olsa da valide derken Kösem Sultan'dan bahsettiğini, ana karakter olan padişahın Sultan İbrahim (Bir dönem aklını yitirmiş olarak tarih sahnesine adım atan) olduğunu anlayabiliyoruz. Tarihimizdeki gerçek kişiler söz konusu olduğundan, başlarından geçen trajik ve de oldukça ilginç olayların da tarihi gerçeklik taşıdığından emin olabilirsiniz. (Burada olaylara değinmeyeceğim çünkü siz merak edin ve okuyun isterim.) Süleyman'ın gözünden anlatılan dönem olayları yaşanırken; Topkapı'nın askeri, siyasi, ekonomik durumları asla ön plana taşınmıyor. Tahta oturmak sevdasıyla iktidar hırsına kapılıp giden insanların, gerek kendi hayatları içindeki gerekse devlet üzerindeki rolleri, ruhsal çerçeveden bize gösteriliyor. Bu da tarihi aydınlatmaktan ziyade çok üst tabakalarda gösterişli hayatlar yaşayan padişahların, sultanların, haremin, aslında ağır psikolojik savaşlar içinde yaşadıklarını gösteriyor. Hangi yönden bakarsam bakayım, Livaneli'den yine harika bir kitap okudum. Tertemiz akıp giden bir su gibi yalın, duru ve anlaşılır bir dille kayıp gitti elimden ve çarçabuk bitip raftaki yerini aldı. . . .
Engereğin GözüZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201924,7bin okunma