Yazardan ilk kez bir kitap okumaya niyet ettim ama olmadı. "Deneme" tarzında yazılmış ama makale gibiydi. Cümleleri okuyunca anlayamadım hiç. :) Özellikle çoğu cümlenin yanına parantez açıp alakalı alakasız bir şeyler mırıldanması tüm akıcılığı bozmuş. Bu kadar anlaşılmaz, kapalı ve boş bir metin yazabildiği için yazarı tebrik ediyorum.
Son zamanlarda sarı kapağı ile her alışveriş listemin önüne arkasına güneş gibi doğan kitabı sonunda aldım ve okudum.
Athena Liu, Çin doğumlu Amerikalı bir yazar. Kitapları ile hatrı sayılır bir kitleye ulaşıyor. Arkadaşı June Hayward ise edebiyat dünyasında yer edinememiş. Evde birlikte içki yudumlarken bir anda pankek yapmaya karar veriyorlar ve Athena pankeği yerken boğulup ölüyor. June ise krizi fırsata çevirip arkadaşının notlarını kendine pusula yapıp bir kitap yazıyor ve istediği şöhreti yakalıyor. Fakat June'u engebeli bir yol bekliyor.
Kitap biraz fazla ayrıntıya girip yer yer de tekrara düştüğü için arada sıkıyor ama yazarın dili çok akıcı olduğundan bir çırpıda okuyup bitirdim. Yazar, temele bir olayı koyup yayın dünyasında karşılaştığı tüm zorlukları ve çirkinlikleri anlatıp adeta bize içini dökmüş. Irkçılığı, sosyal medyanın acımasızlığını, ve hak kavramının kişinin çıkarının başladığı yerde boynu bükük kalmasını eleştirmiş. Beyazların, makyaj yoluyla Asyalı gibi görünmeye çalışmasına "Sarı Yüz" deniliyormuş. Bu bağlamda kitabın adını da çok beğendim. Bir okur olarak yazarların yaşadığı süreçleri okumayı sevdim.
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,3bin okunma
YouTube kitap kanalımda Doğu'nun Limanları kitabını okumadan ölebilirsiniz dedim : ytbe.one/Rclj5apawe4
Balon : İçi boş olan bir şeyin de yükselebileceğini kanıtlayan cisim.
Doğu'nun Limanları = Balon
Amin Maalouf'u ilk kez okuyorum ve tekrar okumam gerektiği konusunda şüpheye düştüm. Sanırım hayatımda okuduğum en detaysız, en psikolojileri yadsınmış ve en sığ karakterler bu kitaptaydı. Kitap hakkında hiçbir eleştiri görememem de dikkatimi çeken ayrı bir konu.
Karakterler Doğu'nun Limanları'nda sanki şekillenmemiş taşlar gibi. Yazar, heykelini şekillendirmesi gereken bir heykeltraştır. Kitabı ise onun heykelidir. Karakterler o kadar savaş, acı, sefalet zamanlarından geçiyorlar fakat bu olaylar karakterleri psikolojik açıdan şekillendiremiyor. Ayrıca Salem karakterinin kötü olmasını şişmanlıkla paralel kurgulamasına çok güldüm doğrusu. Niye bir insan şişman oldu diye kötü olsun yahu? Doğu'nun Limanları okurken kendimi bazen şişmanlıktan zayıflığa evrilen ünlülerin fotoğraflarını tıklama tuzağıyla birlikte yayınlayan magazin sitelerinde hissettim desem yalan olmaz.
Olaylar o kadar çabuk geçiyor ki inanamazsınız. Işınlanma icat edilseydi sanırım tam da böyle olurdu. Hatta bilim adamları Amin Maalouf'tan bu icat hakkında fikir alabilirler. Karakterler bir Paris'te, bir Beyrut'ta, bir Hayfa'da. Kitap içerisinde tarihte önemli yer kaplayan pek çok savaş geçiyor fakat Maalouf'un savaş psikolojisi, savaş toplumları ve savaş mimarisinin insan psikolojisine etkimesi hakkında Victor Hugo, Aleksandr Puşkin ya da Heinrich Böll gibi isimlerden ders alması gerek acilen.
Karakterler şekillenmemiş taşlar gibi dedik ya, baş karakter babasına karşı bir hayat sürecekken kendisini birden direniş grupları içerisinde buluyor. Yaptığı iş de evlere A101 market tanıtım kağıdı
Amin Maalouf Beyrut doğumlu, Lübnanlı, Arap asıllı Hristiyan bir yazar. Annesi Türk kökenli bir Mısırlı, babası ise Lübnanlı. Paris'te yaşıyor ve kitaplarını Fransızca yazıyor. Gerçekten tam bir mozaik.
Yazar, 12 kuşak boyunca tüm atalarım Osmanlı yönetimi altında yaşadı, Ben Osmanlı yönetimi altında doğmamış ilk kuşağım diyerek bizim topraklarımızın da onun kültürünün bir parçası olduğunu söylemişti.
Doğunun Limanları ise kimlik, aidiyet, aile ve aşk unsurlarını içinde barındıran tarihi bir roman. Hikaye Adana'dan başlıyor; Osmanlı'nın son dönemlerine, göçlere, savaşlara, toplumsal yıkımlara uzanan bir hikaye bu. Hem bireysel bir hikaye, hem bir aile hikayesi, hem de toplumsal çatışmaların romanı. Haliyle çok katmanlı.
Ben Doğu'nun Limanları'nı, Ölümcül Kimlikler'e ardıl olarak okudum. Fikirlerini ve romana yerleştirdiği unsurları birleştirince, yazılmasının üzerinden yaklaşık 30 yıl geçmiş olmasına rağmen, daima tekrar eden Ortadoğu'daki karışıklığa dair net bir resim oluştu.
Akıcı ve hayranlık uyandırıcı derecede iyi yazılmış, iz bırakan bir eser. Çok, çok sevdim ve galiba Amin Maalouf hayran oldum. :)
Semekant'ı belki tekrar okurum. Sıradaki romanım ise Işık Bahçeleri olacak.
Doğu'nun LimanlarıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202640,1bin okunma