Belki de artık durup kendimize bakmanın vakti gelmiştir. Ekranlardan, maskelerden, seslerden, görüntülerden uzaklaşıp derin bir nefes almanın, kendinle, hayatla, bir başkasının kalbiyle gerçekten bağ kurabilmenin...
Cesur ol!
Bir şey hisset!
Birinin dünyasına dokun!
Yenil, öğren, tekrar yenil, yeniden dene!
Aşık ol, kırıl, ağla, tekrar ayağa kalk!
Sonunda gerçek hikayenin içinde kendini bul ve tutkuyla yaptıklarına bakıp dünyaya gülümseyerek el salla! Bak işte, o zaman gerçekten yaşamış olacaksın...
Birçoğumuz yüksek sesle adalet isterken, sıra tanık olup dokunmamız gereken bir gerçeğe geldiğinde, kendimizi korumak pahasına suskunluğa gömülmüyor muyuz?
..bazen anlatmak pek kolay değildir. Hele ki anlatacak şeyler ağır ve çoksa zor tabii. Ama insan içinde büyük bir yük taşıyorsa ve bu yükü hafifletmek için her ağzına geldiğinde tekrar yutuyorsa bir gün boğulabilir değil mi?
Bugüne kadar kimseye anlatmadım, aslında anlatamadım. Kime derdimi desem ya inanmaz ya susar ya da sadece beni sahip olduğum tüm olanaklara göre değerlendirip dertlerimi sıradan bir şımarıklık sayabilir diye hep çekinip, sustum.