Ama kızın içinden ne konuşmak ne de dinlemek geliyordu. Kendisini ölmüş ve hiç istemeyeceği yeni bir hayata uyanmış gibi hissediyordu. Tüm hareketlilikten, tüm değişimden ölesiye yorulmuştu.
Kendisini bir yaprak gibi hissediyordu. Bugüne kadar bağlı olduğu bir dal vardı ve her türlü rüzgâra rağmen bu dala sıkıca tutunuyordu. Ama artık geçmişini oluşturan ne bir dal kalmıştı ne de bir ağaç. En basit rüzgârda bile sürüklenebilecek bir hâle gelmişti.