Tanrısal varlığın hikmeti burada sarı, orada mavi, burada gökyüzü, orada orman, bir başka yerde Siddhartha olmaktı. Amaç ve töz nesnelerin arkasında bir yerde değil, onların içindeydi, her şeydeydi kısaca.
Ben tümüyle saf dışı bırakılıp öldürüldü mü, gönüldeki tüm tutku ve dürtülerin sesleri kısıldı mı, işte o zaman gözlerini açacaktı en son şey, varlıktaki artık Ben olmayan öz, o büyük giz.
Sultan kelimesinin kaldırılmasıyla "Sultaniyegâh" makamının adının "Milli-yegâh" olarak değiştirilmesi gibi trajikomik uygulamalar da olmuştur. Ancak Sultaniyegâh kelimesi yerine kullanılan millî kelimesi de yegâh kelimesi de "yabancı kökenli" kelimelerdir.
"Biz sevilmeme korkusuyla her şeyi çok sevdik, sırf bizleri de sevsinler diye."
Fakat hakikat bunu tersten yazıyordu. Var oluş, bir nasip meselesiydi. Kimlik kazanmaksa bir hak ediş...