İşin en ilginç yanı da Lujin’in merdivenlerden inerken, belki de her şeyin daha yitirilmemiş olduğunu, hele kadınlarla ilgili durumun ‘pekala’ düzeltilebilir olduğunu düşünmesiydi.
İnsanlar sadece kendi hayatları için kaygılandıkları, kendilerini kolladıkları için yaşar sanırdım, oysa onları yaşatan tek şey sevgiymiş. Seven insan tanrının, tanrı da onun içindedir, çünkü tanrı sevgidir.
Açık hava, yeşillik ve sükun baş dönmesi verdi ona. Yeniden doğmuştu sanki. Sabahların tazeliğini tadıyor, tarlalarda koşuyor, tepelerden aşıyordu. Ve burada herşey sakindi, değişikliğe katlanmayan bir doğallık içindeydi.