Fransa tarihinin, 1930'lu yılların ortasından başlayıp, 1940 yılında ülkenin Almanlar tarafından işgal edilmesine kadar olan beş yıllık bir döneminin anlatıldığı muhteşem denecek nitelikte bir kurgusal roman.
Kitapta, bu beş yıllık dönemde gelişen siyasal, sosyal ve toplumsal olaylar çok ayrıntılı ve derinlemesine olarak anlatılırken Alman işgalinin nasıl göz göre göre geldiği, nasıl olup da önleyici tedbirlerin bir türlü alınamadığı veya bunların nasıl engellendiği konusu da gözler önüne seriliyor. Bütün bunlar da, üst düzey politikacılar, ordu mensupları, emekçiler, iş adamları, gazeteciler ve halkın çeşitli kesimlerinden oluşturulmuş bir grup insan üzerinden kurgulanarak bizlere aktarılıyor. Ayrıca Fransa'nın ve dolayısıyla da Paris'in işgal öncesi ve işgal sırasındaki kaotik ve dramatik görüntüsü de çok başarılı bir şekilde okuyucuya yansıtılıyor.
Aslında Fransa'da iki dünya savaşı arasındaki yaşananlar, sadece Fransa için değil bütün dünya devletleri için bir ibret dönemidir. Fransa tarihini okumuş olanlar bilirler; bu dönemde ülkede 42 hükümet kurulmuştur. Bir hükümetin ortalama ömrü yaklaşık 6 aydır. Sadece 1932-1935 yılları arasında Fransa'da kurulan hükümet sayısı on birdir. 3 yılda 11 hükümet. Tabii ki böyle bir ülkede istikrar beklemek bir hayaldir. Ekonomik kriz, grevler, yükselen faşizm sempatizanlığı, komünist bir devrim mücadelesi, geniş kitleleri kapsayan toplumsal olaylar, ülkelerini değil kendi çıkarlarını düşünen politikacılar. Sonuçta görünürde güçlü, ama gerçekte zayıf bir Fransa. Ve bu durumu da en iyi bilen kişi tabii ki Hitler.
Kitapta sadece Fransa anlatılmıyor. Başta İspanya iç savaşı olmak üzere dünyadaki belli başlı siyasal gelişmeler de geniş bir şekilde yer almaktadır.
Bir kaç cümleyle de yazardan bahsetmek istiyorum. İlya