Ona göre ruh, dünya nimetlerinin tutsaklığından kurtuldukla özgürleşiyor, bağımsızlaşıyor ve dünya yüzünde hiçbir krala ve imparatora nasip olmayacak bir büyük iktidara kavuşuyordu.
“Aslında” diyordu, “varlık yokluktur, yokluk da varlık! Hepsi gören göze bağlı!”
‘
Ender rastlanan o kimseye bağlı olmama, her şeyden vazgeçme, çevredeki dünyayla bütün ilişkilerini kesme, tamamen bağımsız olma ve bağımsızlığının hakkını vererek yaşama; bir erkeğe, evliliğe, ya da aşka bağlanmadan özgür olma; tüm kural ve yasaların sınırlandırmasından kopma hazzını yaşıyordu bu kadın…’
‘Bir yerlerde hissedebiliyordum onu, varlığımın ben doğduğum zaman doğan, ama ben büyürken büyümeyen bir parçası gibi. Bir zamanlar bildiğim, ama doğarken geride bıraktığım bir parçası gibi…’