Büyüdükçe(bilinçaltının kayıtlarıyla beraber) akıl denilen, sanal olarak bilince yüklenen bir veritabanı, bir bilgi yumağı, çocuğun beynine nakşedilir. Onun istidatlarını anlamaya çalışmadan iyi-kötü, olması gereken-olmaması gerekenler onun beynine işlenir. Sonra çocuk büyüdüğünü sanır, oysa ruhen olması gereken tohum fidanına varamadan ağaç gibi katılaşmıştır… Bu yüzden kırılır, içi başka dışı başkadır. Ne kendidir, ne de öbürü… Bu yüzden kayıptır, hep bir “melez” hep bir “kırma” kişilik ve kaybolmuşlukla… Aidiyet duygusuna teslim olamadan…