Ve dünya dediğiniz şeyi önce siz yaratmalısınız: bizzat sizin aklınız, sizin imgeniz, sizin isteminiz, sizin sevginizde şekil bulmalı o! Ve sahiden, sizin mutluluğunuz için olacak bu, siz idrak edenler!
Ve bu umut olmasaydı, nasıl katlanacaktınız yaşama, siz idrak edenler? Ne kavranılamaz olanın içinde bir yuva bulabilirdiniz kendinize, ne de aklın almadığının içinde.
Nerededir masumiyet? Dölleme isteminin olduğu yerde. Ve kendisinden öte bir şey yaratmak isteyendedir en arı istem.
Nerededir güzellik? Tüm istemimle istemek zorunda olduğum yerdedir; sevmek ve yok olmak istediğim yerdedir, bir imge olarak kalmasın diye.
Sevmek ve yok olmak: beraberdir ezelden beri. Sevmek istemi, ölüme de istekli olmak demektir bu. Budur sözüm siz korkaklara!
Ama şimdi, sizin hadım şaşılığınız, "düşüncelere dalmak" adını almak istiyor! Ve korkak gözlerle dokunabildiğinize "güzel" adını vermek istiyorsunuz! Ah, tüm soylu adları kirleten sizler!
Ah duyarlı iki yüzlüler, siz şehvetliler! Masumiyet eksik sizin arzunuzda: ve bu yüzden kara çalıyorsunuz arzulamaya!
Sahiden, yaratanlar, dölleyenler, oluşa sevinenler olarak sevemiyorsunuz yeryüzünü!
Ah şu sözümü anlayabilseniz: "Her zaman istediğinizi yapın, -ama önce isteyebilen birileri olun!"
"Her zaman komşunuzu da kendiniz gibi sevin -ama önce, kendini seven birileri olun büyük bir sevgiyle seven, büyük bir aşağılamayla seven!"