Sefa Nehir

Sefa Nehir
Saçmalık
Mimarımsı Canlı
15 Eylül 2000
72 okur puanı
Temmuz 2023 tarihinde katıldı
Algı ve Yaşam
Puan vermedi·160 syf.··
Beğendi
·
2025 12. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 04 Aralık 2025 00:09
Bir dostla sohbet eder gibi başlayan roman, ardından sırasıyla, bir ihtiyarın hikayelerinden dinlediğim nasihatlere, sonrasında ise o ihtiyarın başlangıçta sohbet ettiğim genç dostum olduğunu farket ettipim ve onunla birlikte sürüklendiğim bir serüvene dönüştü. Bu serüvene çıkmada evvel ise bize; insanın yaşamı anlamlandırmak ve hikayelerinde kendini aklamak için anılarını ve hafızasını nasıl manipüle ettiğini çok güzel aktardı. Nihayetinde hayatta olmayı istediğimiz, ya da çevremizdekilerin bizi gördüğü kişiler değilizdir, olduğumuzu sandığımız kişilerizdir. İnsan, hayat gibi kendini de algıladığı kadar tanır ve bu algı herkesin kendi gerçekliğini oluşturur. Her birimiz bundan ötürü paralel gerçekliklerde yaşarız. Algı ise kolaylıkla manipüle edilebilir ve bu paralel gerçekliklerin sayısını sonsuza kadar ulaştırabilir. Eserin hikaye anlatıcılığındaki samimi, sıcak ve dostane tavır da tüm bunların okuyucuya daha fazla geçmesini sağlıyor. Bir Son Duygusu, hikayenin sonunu değil, sonun varlığını ve her zaman da var olacağını algılamamızı sağlıyor.
Duygular
Bir Son DuygusuJulian Barnes · Ayrıntı Yayınları · 20213,538 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Yaşam ve birçokları
8/10
·142 syf.··
Beğendi
·
2025 7. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2025 20:07
Nihilist görünümlü bir adamın öyküsü yine. En sevdiklerimden. Bir adam, yaşama dair pek de bir şey aramayan, bundan olacaktır ki pek de bir şey bulamamış olan. Belki de bulamadıktan sonra karar vermiştir aramaya ama ruhundaki kökten geliyor gibiydi ruhundaki bu amaçsızlık ve arayışsızlık . Bana öyle geliyor ki yaşamak zaten böyle bir şey. Amaçlar ve arayışlar geçici oylanmalar, sahte motivasyonlardan başka bir şey değil. Hayatın asıl olayı yaşamaktır, nasıl denk geliyorsa öyle yaşamak, tabi arada minik yönlendirmeler de yapmak gerek. Fakat daha ilginç olan bu benzeri karaktere sahip hemen bütün kurgusal karakterler zamanla yitiriyorlar akıllarını. Bu gerçek hayatta da böyle sanırım. Wahrlich benzeri tanıdığım tüm karakterlerin sonu ya kendi eliyle bir ölüm, ya da bir tımarhaneyle sonuçlanıyor. Warlich bu varyasyonları arasında pratik hayata en uyum sağlamış olanıydı oysa, bir filozof olarak başladığı yaşam kariyerini, çamaşırhane müdürü olarak devam ettiren, düzenli bir ilişkisi olan, yaşamdaki keyif aldığı küçük detaylar harici yaşamakla pek derdi olmayan bir adamdı. Fakat onun sonu da diğerlerinden pek farklı olmadı, yine bir yitiriş, yaşamında elde etmiş göründüğü her şey elinden yok oldu. Aklı da birçoklarınca bu yok olanlar arasındaydı, kendisi öyle düşünmese de bir yerden sonra kendi de bir şüphe içerisine düşüp sonrasında ise kalan her şeye olan bakışındaki o umursamazlık aldı yerini. Böyle bir karakterin olageldiği her hikaye böyle bir sona mahkum mu acaba diye soruyorum sıklıkla? Farklı bir sonu var mıdır ise yaşamaktaki en büyük motivasyonlarımdan.
Hayat
Mutsuzluk Zamanlarında MutlulukWilhelm Genazino · Ayrıntı Yayınları · 20245,6bin okunma
Sanat, Sanatçı, Sanat Eseri ve Yaşam
9/10
·48 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2025 15:45
Sanat ve sanatçı üzerine güzel bir inceleme. Sanatın asli amacının, oluş sebebinin ve tözünün ne olduğunu irdeliyor Camus. Sanat yalnızca sanat için olacak kadar sahte ya da yalnızca toplum için olacak kadar sığ bir şey değildir. Sanat üreticisi, sanat eserini yaşamı daha iyi kavramak için, bu kavrayışı paylaşabilmek için üretir; dolayısıyla sanat bir kavrama yöntemidir. Bir sanatçı, ne tamamen gerçeklikten kopmalı, ne de tamamen gerçeklik dediğimiz şeye biat etmelidir. Bu ikisini arasındaki dengeyi, estetik bir şekilde kurmak bir eseri sanat eserine çevirecek olan şeydir. Bunlar katı tanımlar gibi görünse de tanımlamak için biraz katılaşmak ve kuralcı olmak gerektiği kanısındayım. Camus de bana katılıyor olacak ki, "Özgür sanatçı, büyük zorluklarla kendi düzenini yaratan kişidir. Düzenlemek zorunda olduğu şey zincirlerinden ne kadar kopmuş olursa, kuralları da bir o kadar katı, özgürlüğü de bir o kadar benimsenmiş olur. " demiş kitabın içerisinde. Sanat eseri yaşamla ilişkilenmelidir, dolayısıyla toplum ve kültürle de ilişkilenmelidir fakat bunları kendine bir pranga haline getirmeden, bunları zenginleştirerek, hayal gücüyle ve estetik kaygılarla harmanlayarak birer tasarım girdisi haline getirmelidir. Eser, sanatçıyı yalnızca tatmin etmekte değil, onun yaşamı kavrayışında da söz sahibi olmalıdır ve bununla birlikte her eser, sanatçının hislerini aktarmak için kullandığı bir araca dönüşebilmelidir. Bu aktarım sayesinde toplumda da hem bir estetik tatmin, hem yeni bir kavrayış, hem de sanatçıyla bir hemhal olma durumu yaratmalıdır. Sanatçıyı ve eseri bilinir kılan, popüleştiren etkiler de bunlar olmalıdır. Günümüzde ise tıpkı kitabın ele aldığı gibi sanatçıyı öne çıkaran şeyler eseri, eserin hikayesi, meraklı bir kavrama ya da yaşama tutunma çabasından ziyade
Sanat
Yaratma TehlikesiAlbert Camus · Can Yayınları · 20211,100 okunma
Yeni renkler ve Ana renkler üzerine
9/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2024 21. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 20 Ağustos 2024 21:53
Peter Camenzind, kendi köklerini çok seven ama aşmak isteyen bir adam. Aynı köklerden ve gövdeden farklı dallar yaratmak isteyen; renk paletini yeterli bulmayıp yeni renkler arayanlardan. Hesse'nin eserlerindeki karakterlerin ortak noktası da budur zaten. Her zaman arayışta olanlar. Camenzind diğerlerinden biraz daha ayrılarak, bir yerde bulabiliyor aradığını, en çok da aidiyetini. Aradığını yine sevgide buluyor şüphesiz, yaşam sevgisinde, yaşamın yarattıklarına olan sevgide. Ama aidiyet de arıyor diğerlerinden farklı olarak. Tutunmak da istiyor bir yerlere. Daldan dala atlayan bir adam olmayı, genişlemeyi çok kez denese de en çok aidiyette buluyor aradıklarını. Çünkü doğduğu yerin aslında ona tüm bu sevgiyi karşılayabildiğini hissediyor, çünkü doğduğu yer ona bunların hepsini verebiliyor. Elbette bunları veren tek bir yer olsa da başka yerlere de buranın rengini taşımak istiyor, başka yerlerin renkleriyle de buranın renklerini birleştirmek ve kendini yaratmak istiyor. Ve tüm bu renkleri, bu birleşimleri yine ilk renklerini bulduğu yere, aidiyetini sağlayabildiği yere taşıyor. Buna rağmen bulduklarını daha fazla da yazmak istiyor, daha fazla kişiye bunları aktarabilmek istiyor. Bu isteğinden daha fazla olan tek isteği ise yaşama isteği, belki yenileriyle genişleyerek, belki eskileri tekrar ederek onlarda derinleşerek. Yazıp hissettiklerini aktardığı büyük eseri Camenzind başardı mı bilinmez ama şüphesiz Hesse bunu Siddharta'yı yazarak başrmıştır. Bu da demek oluyor ki Camenzind da başardı :)
Hayat ve İnsan
Peter CamenzindHermann Hesse · Can Yayınları · 2023331 okunma
Yalnızlık Üzerine
8/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2024 20. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Ağustos 2024 13:31
Biricik Mösyö Fournier yine yakınıyor bir şeylerden. En büyük düşmanı ve kadim dostu yalnızlıktan, bu sefer. Bütün oksimoron cümleleri, edebi dili ve alaycı karakteriyle şenlendirici bir hüzün çökertiyor insanın içine. Bu dünyada yalnız kalmayı en az isteyecek kişi olarak, bu dünyada yalnız kalmış bir adamın yakarışı. Her şeyin tamamen bitmiş olduğunu ve yarınların yeni umutsuzluklardan fazlası olamadığını düşünmesine karşın, yine de alaycılığını sürdürüyor, bir çocuk şenliği içeriyor tüm cümleleri. Muhtemelen onun yaşamda kalış biçimi bu, yani onun yaşamda kalabilmesini sağlayan, bu alaycılık. Her şeyle dalga geçebilen bu çocuk sayesinde yaşamaya devam edebiliyor, tüm yalnızlığına rağmen. Evet tek yalnız o değil ama bu onu yalnızlığından kurtarmaya yetmiyor. Basit bir telkinin ötesine geçemiyor "Tek Yalnız Ben Değilim" demek, bunun bilincinde olmak. Çünkü yalnız sıfatının çoğul haline Fournier'in kafasının basmadığı gibi benim de kafam basmıyor. Yalnız olan kişiler bir şekilde yalnızlar olmaya başladıktan sonra zaten yalnızlıklarını yitirmek zorundalar, ya da bu "yalnızlar" eğer yalnızlıklarını bitiremiyorlarsa zaten bir "-lar" a dönüşemiyorlar. Bu yüzden, var olmak adına tutunacak tek şey absürt oluyor yazar için de belli ki. Yalnız Şeytan'ın şerrinden absürde sığınarak kurtarıyor yazar kendini. Çünkü absürde sığınan, yaşamda bir anlam olsa da olmasa da bunu umursamaz ve hepsini keyifli bir alaycılıkla karşılar YALNIZCA.
İnsan
Tek Yalnız Ben DeğilimJean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 20258bin okunma