Bağışlayın beni, siz ümitsizler, böyle küçük, doğrusu yakışıksız sözcüklerle konuştuğum için önünüzde, böyle misafirlerin önünde! Ama yüreğimi coşturan nedir, bilemezsiniz.
Soğuk ruhlara, katırlara, körlere, sarhoşlara yürekli demem ben. Korkuyu bilen, ama korkuyu yenendir, uçurumu gören, ama gururla bakandır yürekli kişi.
Unutun şu "için" sözünü, ey yaratıcılar; sizin erdeminiz, hiçbir şey "için" ve "uğruna" ve "çünkü" ile yapmamanızı ister. Bu sahte küçük sözcüklere tıkayın kulaklarınızı.
Beni anlamıyorlar; ben bu kulakların dinleyeceği ağız değilim.
Belli ki fazla uzun süre yaşadım dağlarda, çok kulak verdim derelerin ve ağaçların sesine: şimdi keçi çobanlarıyla konuşur gibi konuşuyorum onlarla.
Dingidir gönlüm ve aydınlıktır, kuşluk vaktinde dağlar gibi. Ama söylediklerine bakılırsa, soğuk biriymişim ve korkunç şakalar yapan bir alaycı.