Ama burada varoluşçu düşüncenin örneği Kierkegaard'ın belirttiği biçimdeki aykırılığını arı olarak buluruz: "Yeryüzü umudunu öldürmek gerekir, gerçek umut bizi ancak o zaman kurtarır."
Bir gün gelir, sahnede ve dünyada ölmek gerekir. Yaşamış olduğu şey şimdi karşısındadır. Açıklıkla görür. Serüvenin iç parçalayıcı, yeri doldurulamaz yanını görür. Bilir ve şimdi ölebilir.
Kim bilir (emin olamayız tabii) belki de insanların yeryüzünde ulaşmaya çalıştığı tek gaye, bu gayeye ulaşma yolundaki daimi çaba, başka bir deyişle hayatın ta kendisidir, yani iki kere iki dört cinsinden bir formül gaye değildir; zaten iki kere iki dört, hayat değildir baylar, ölümün başlangıcıdır.