Ragıp Sefa Sarı

Ragıp Sefa Sarı
• φιλοσοφία, philosophy, Felsefe Kur’an, 41/33
"Bütün insanların yaratıcısı olarak, bütün insanların hukukunu en adil bir biçimde gözeten Allah’ın hükümlerini ve fıtri insani erdemleri belirleyici kılan bir adalet sistemini kurabilmek, Allah’ın bütün kullarına adalet ve özgürlük sunacak zemini hazırlayabilmek için, öncelikle zulme, şirke, ifsada karşı topluca tevhid, adalet ve özgürlük mücadelesi vermeye ihtiyaç var." ●Mehmet Pamak
Reklam
Çünkü insan denen memeli yalnızlığa tahammülü olmayan sosyal bir canlıdır. Beyninin en derin devreleri tümüyle bağ kurmak üzerine tasarlanmıştır. Bu bağlar kimi zaman çok güçlü olur kimi zaman ise ilk darbede dağılacak kadar zayıf. Aşkı, evliliği ya da ayrılığı anlamak için bu nöral devrelerin çalışma felsefesini çok iyi anlamak lazım.” Serken Karaismailoğlu, Aşktan Önce, Elma Yayınları s.13
Erdem sinyallemek, anlaşılması kolay ancak çoğu insanın yüzleşmeye zahmet etmediği kavramlardan biri. Çünkü hepimiz bunu her zaman yapıyoruz ve erdem sinyallediğimizi kabul etmek bizi utandırıyor ve ikiyüzlü hissettiriyor. Erdem sinyalleme gerçeğiyle yüzleşmenin vakti geldi... Erdem sinyallemeyi anlamak, beden dilini, kişilik özelliklerini veya cinsiyet farklılıklarını anlamak gibi sosyal bir süper güçtür âdeta. Kendi erdem sinyallerimizi anlamıyorsak, hayatımızı bilinçli zihnimiz değil, ideolojilerimiz ve sinyalleme alışkanlıklarımız yönetiyor demektir. Diğer insanların erdem sinyallerini anlamıyorsak, onların bakış açısını çözmek ve onlarla ortak bir zemin bulmak giderek güçleşir. Siyasi alanda erdem sinyallemeyi anlamazsak, diğer vatandaşları amaçlarımız ve ilkelerimizi desteklemeye ikna etmemiz zorlaşır. ERDEM SİNYALLEME - Darwinist Politika ve ifade özgürlüğü Ozerine Denemeler GEOFFREY MILLER Çeviren Hilal Asil liberus - Arka Kapak
Fred (Fired), fren mekanizması arızalanmış ve kontrolden çıkmış bir vagonun makas değiştirmediği takdirde hiçbir şeyden haberi olmayan ve boş rayların üzerinde yemeklerini yiyen beş demir yolu işçisine çarpma ihtimali ve makas değiştirdiği takdirde boş raylar üzerinde çiçek toplayan yaşlı birine çarpma ihtimali ile karşı karşıyadır. Fred, vagonun yönünü o anda değiştirebilecek bir görevliye en yakın kişidir. Fred burada bir ikileme düşer: Ya görevliye uyarıda bulunmayıp vagonun beş işçiye çarpmasına göz yumacaktır ya da vagonun makas değiştirmesini sağlayarak yaşlı bir kişiye çarpmasına göz yumacaktır. Martin Cohen (Martin Kohen), 101 Ahlak İkilemi, s. 15. (Kısaltılmıştır.) Jeremy Bentham, Faydacılık (Utilitarizm) akımının kurucusudur. Bu ahlak anlayışının temel prensibi, "en fazla sayıda insana, en büyük faydayı veya mutluluğu sağlamaktır." Bentham’ın bu görüşüne göre Fred’in şu şekilde davranması beklenir: Karar: Fred, vagonun yönünü değiştirerek yaşlı kişiye çarpılmasına (bir kişinin ölümü) göz yummalıdır. Gerekçe: Beş kişinin hayatının kurtulması, bir kişinin hayatının kaybedilmesinden sayısal olarak daha büyük bir "toplam fayda" sağlar. Bentham'ın "ahlak matematiği"ne göre, mümkün olan en az acı ve en çok hayatın kurtarıldığı seçenek tercih edilmelidir. Kısacası Bentham’a göre doğru eylem, daha az can kaybıyla sonuçlanan ve toplumun genel mutluluğunu (veya hayatta kalma oranını) daha çok artıran eylemdir. Kant’ın Yaklaşımı: İnsan Araç Değildir: Kant’ın en önemli ilkelerinden biri, "İnsanları asla sadece bir amaca ulaşmak için araç olarak kullanma" kuralıdır. Vagonun yönünü değiştirip yaşlı kişiyi feda etmek, o kişiyi diğer beş kişiyi kurtarmak için bir "araç" haline getirmek demektir. Bu, Kant'a göre ahlaken yanlıştır. Öldürmeme Ödevi: Kant için
Sayfa 15 - Türkiye İş Bankası Yayınları
“Öncelikle, Yunan dinini ve efsanesini dikkate almaksızın felsefeden bahsetmek mümkün değildir. Aslında bu maksim, sadece Yunanlılar için geçerli değildir; aynı zamanda nerede soyut düşünceden ve sistematik tefekkürden söz edeceksek, bu bir zorunluluk gibi durmaktadır. Çünkü efsanelerin ve dinlerin üzerinde belirmeyen tek bir fikir gösterilemez. Felsefe, aşma iddiasında bulunduğu efsanevi dayanaklar olmadan ayakta kalamaz. Bu açıdan Greklerde din, her düşüncenin anası gibidir. Yunan felsefesinin en önemli iki isminden biri olan Platon'un düşüncesinde bu gerçeği örneklendirmek mümkündür. Onun diyaloglarında yer alan antropolojik ve kozmolo-jik tasvirlerin hemen hemen hepsi daha eski efsanelerde taslak halinde vardır. Platon onları bu gelenekten alır ve yeniden biçimlendirir. Bu efsaneler, Platon'da bile spontane toptancı özelliğini korur. Demek ki, felsefenin eşgalini kabaca belirlemeye kalkıştığımızda, imge, idea, sembol ve düsünce arasındaki kopmaz bağ öne çıkmaktadır. Nitekim imge ideayı taşır, dahası ideayı sembolde 'harekete geçirir'; sembolü ideayla bir arada yaşatır. Kavram ve imgelemin bu sıkı işbirliği hiçbir zaman göz ardı edilemez (Platon/ Eflatun) (Aliye Çınar || Felsefeye Giriş, s,29 -Mitolojiden Kuramlara - Emin Yayınları )